Hiçbir şey olmadı

Haklısın hiçbir şey olmadı Ne yüreğin yandı Ne gözyaşın döküldü Hem niye yansın ki Hem niye dökülsün ki Haklısın hiçbir şey olmadı. ——- Haklıyım hiçbir şey olmadı Ne burnumda tütüyorsun Ne düşüme geliyorsun Hem niye tütsün ki Hem niye gelsin ki Haklıyım hiçbir şey olmadı ——- Haklısın hiçbir şey olmadı Ne el ele tutuştuk Ne göz göze bakıştık Hem niye tutuşalım ki Hem niye bakışalım ki Haklısın hiçbir şey olmadı. —– Haklıyım hiçbir şey olmadı Ne ismini andım Ne cismine kandım Hem niye anayım ki Hem niye kanayım ki Haklıyım…

Devamını oku

Göç vakti 4

            Ata ocağından uzaklaştıkça yollarının üzerindeki insanlar, ağaçlar,  binalar…  Sanki daha da değişiyordu. Radyoda çalan şarkının hızı, otomobilin altında akıp giden asfaltın hızı ve üstünde koşuşturan insanlar… Köyden çıkalı yaklaşık 2 saat olmuş yolun 3’te 2’sini almışlardı.  Sefer “Mola verelim mi? Diye anasına seslendi. Daldığı hafif utkusundan uyanan Saniye Hanım’ın “İyi olur.” cevabıyla yakınlarda bulunan bir dinlenme tesisine yanaştı. Kafeteryadan sıcak bir kahve alarak arabasının yanında annesini beklemeye koyuldu. Burası bir arı kovanını andırıyordu. Araçlar tesisin bir yanından giriyor, öbür yanından çıkıyordu. Evlerinden ayrılıp başka şehirlerde okumaya giden öğrenciler, çalışmaya…

Devamını oku

Göç Vakti 3

            Annesinin geldiğini fark eden Sefer, resim defterini aldığı yere tekrar koyarak dolabın kapağını kapattı. Odadan çıktığında annesi son basamakları tırmanıyordu. Zorlukla gülümsemeye çalışan Saniye Hanım, ağlamaktan kızaran gözlerini oğlundan kaçırarak büyük odaya yöneldi. Ağladığı anlaşılsın istemiyordu. “Fazla bir eşyam yok, sadece çardaktaki valizle el çantam var.” diyerek Yığın yaptığı yorganı, minder ve örtüleri toplamaya girişti. Sefer annesinden aldıklarını çardaktaki yüklüğe taşıdığı esnada bir kapağı açık duran malzeme dolabına gözü ilişti.  Dolaba iyice göz gezdirdiğinde, babasına ait alet ve edevatları fark etti. İlk günkü gibi tertemiz ve pırıl pırıldılar. Bu…

Devamını oku

GÖÇ VAKTİ-2

                İşten geleli henüz birkaç dakika olmuş, salondaki koltukta günün yorgunluğunu atıyordu… Hazırlanan akşam sofrasının tıkırtılarıyla birlikte gelen yemek kokuları Sefer’i sabırsızlandırıyordu. Karısına “Karıcığım yemek ne zaman hazır olur?” diye seslendi. “Çok sürmez hayatım” cevabını alınca biraz olsun rahatladı. Açlığa fazla tahammülü yoktu doğrusu. Çalan telefonla irkildi. Ev telefonları artık eski önemini yitirdiğinden çoğu kişi evindeki telefonu kapattırmıştı. Sefer ise henüz kapatmamıştı. Pazarlamacılardan biri aramıştır tahminiyle telefonun kapanmasını bekledi. Birkaç çalmadan sonra annesinin arayabileceğini düşünerek telefonu açtı. Çok kere annesini yanlarına yerleşmesi konusunda ikna etmeye çalışmış fakat başaramamıştı. Annesi bundan…

Devamını oku

GÖÇ VAKTİ

Kışın ilk günleri gelip çatmış, ağaçlar yapraklarını toprağa bırakmıştı. Evlerin çatısına kadar karla dolan kışlar artık gerideydi. “Eskisi gibi değil”in adı yeni olmuş, yenilik arzusu her yeri, her düşünceyi zaptetmişti.  Saniye Hanım da bu yenilik dalgasına teslim olmaya aday görünüyordu. Gözlerini açtığında saat altıyı göstermek üzereydi. Köyün camisinden yükselen ezan sesini duyalı on dakikayı geçmişti. Sıcak yatağından bir türlü çıkası gelmiyordu. Soba iyice sönmüş, kışın soğuk nefesi pencere kenarından sızarak odayı doldurmuştu. Zorlukla doğruldu. Yatağın kenarındaki hırkasını omuzlarına attı. Soğuk odaya ayaklarını uzattı. Terliklerini arandı, bulamayınca derin bir iç çekip…

Devamını oku

BUGÜNKÜ AKLIMLA

            Birçok hayat deneyiminin içinde şekil alır insan. Bu deneyimlerin hikayesi kimi için bilinçli ilerlerken, kimi için de bilinçsizce akıp gider. Bireysel ya da toplumsal rehberlerle ilerlenen bu yürüyüşte, yorgun düşülen anlar, tökezletilen anlar, yanlış kararlar verilerek yönelinen tehlikeli yollara girilen anlar olabilmektedir. İyi rehberler sayesinde verimli sulak vahalara ulaşırken, kötü rehberler yüzünden de yoldan çıkılarak çölün en sıcak yerine varılabilmektedir. Binlerce yıl öncesinin bu somut ve sosyal gerçekleri, binlerce yıl sonrasının günümüz dünyasında eski tazeliğinden hiçbir şey kaybetmeden sosyal gerçekler şeklinde yaşamaya devam edegelmiştir.             Bu sosyal gerçeklerden biri…

Devamını oku

BIRAKTIM

Bıraktım İstanbul’un yakasını Anadolu’nun Yollarına düştüm kendi memleketimin Havasına suyuna toprağına hasret Sakladım yüreğimin çukurlarında filizini Yemesin diye kurtlar kuşlar Kol kanat germek istedim Bıraktım İstanbul’un yakasını Anadolu’nun Avrupa’nın dört bir yanını Senin olsun ne varsa Geriye kalan benden sana Otuz yedi yıllık yaşanmışlık Bıraktım yakasını İstanbul’un Anadolu’nun ——————– Çare kaçıp gitmekti elbet Ayrılmış iki yakının uçlarında Sen vardın bir de ben Yakmaktı fener alaylarını yolculuğun Böylesi yaşanmadı acı içinde Tazesi yüreğimde yanıp durur Anamın eli bir de senin Güzel geceler senin olsun. Bıraktım İstanbul’un yakasını Anadolu’nun Her şey gönlünce…

Devamını oku

DİMYAT’TAN DÖNENLER

Yaşamın içinde birçok fırsat olduğu gibi, tehditler de bulunmaktadır. Bunların, çoğu zaman farkına bile varmayız. Bilgisine vakıf olduğumuz fırsat ve tehditlere, imkanlarımız dahilinde tutum alır ve ona göre hareket ederiz. Mesela, bir deniz kenarında yürüyorsak ve suda çırpınan birine rastladıysak, ona yardım edebilir, onu bu durumdan kurtarabiliriz. Denizin elverişsiz olması bizim için tehdit teşkil ediyorsa da yardımcı olabilecek başka imkanları araştırırız. Belki bu insan, hayatımızı değiştirebilecektir, bunu hiçbirimiz bilemeyiz. Kitaplara yönelik bir ilgimiz varsa ve günün birinde bir yazarla yolumuz kesiştiğinde, belki onunla bir sohbet imkânı bulabilir, yeni fikirler, yeni…

Devamını oku

DUDAK PAYI

Yaşam boyunca birçoğumuz bir takım hayaller kurar ve onların peşinden koşar. Bu hayaller küçük olabildiği gibi, orta ya da büyük ölçekli hayaller olabilmektedir. Bu hedeflere ulaşmak için kimi insan süreci hayatın akışına bırakırken, kimi de proje döngüsü içinde hedefine ulaşmaya çalışır. Hedeflenen bu hayaller her zaman umulduğu gibi gerçekleşmez. Kimi zaman kişisel, kimi zaman da bizim dışımızda gelişen nedenlerden dolayı hedeflere ulaşamayız. Hedeflerimize ulaşmada karşımıza çıkabilecek bu olumsuzluklara karşı ikinci ya da üçüncü planlarımız yoksa ve  üstüne de bu durumların yaşanabileceğine en başından kabullenmemişsek, bizler için etkileri çok daha sarsıcı…

Devamını oku

İLK ADIM

İlk adımın zorluğunu hepimiz yaşamışızdır. Daha bebekken kendi etrafında dönmeye başlamamız, peşinden emeklememiz, bir yerlere tutunarak ayakta durmaya çalışmamız ve o ilk adımı atışımız… Bebekliğimizdeki cesaretimizle, acaba dışarıda neler  oluyor, sokakta oynayan çocuklar neler yapıyor diye yerimizde duramazdık. Yürümeye o kadar hevesimiz vardı ki, bıraksalar sanki gözümüzün alabildiğine gidecektik. Büyüdükçe çevremizi algılamaya başladık. Yaşadıklarımızdan, gördüklerimizden etkilenerek adımlarımızı daha temkinli daha kısa  atar olduk. Adımlarımız korkularımıza yenik düştü ve bizim için en güvenli yer olan evimizin dışına çıkamaz hale geldik. Birçoğumuz bu kaderi yaşadı. Kimi üstesinden gelerek dünyanın en ücra köşesine…

Devamını oku