TALİH KUŞU

Bir süredir babasından kalmış olan (ona da kendi babasından kalan) tarlaların veraset işleri ile uğraşıyordu. Nihayet veraset işlemleri sona ermiş ve sıra tarlaların satışına gelmişti. Eşe dosta haber salındı, internete ilanlar verildi tarlaların satışı için. Uzun uğraşlar sonucu bir alıcı çıkmış sıra tapu işlerine gelmişti. Üç gün sonra mirasçılar tapuya gidecek, imzaları atıp paralarını alacaklardı. Ancak, bazı işleri için üç gün sonra şehir dışında olması gerekiyordu. Görünen o ki, annesine vekâlet verecekti. Noter’den içeriye girdiği anda  ofisin sahibi Hayri Beyi gördü sıra bekleyenler arasında. Yanına gidip selam verdi. On beş…

Devamını oku

AŞK MANTIKLA OLACAK İŞ Mİ?-2

Çok ağrına gitmişti. Bunu hak edecek ne yaptım diye kendini yemeye başladı. Çok üzülmüştü ama yaşı çok gençti. Hayatı öğrenmenin birinci kuralının ihanete uğramadan gözünün açılmayacağını bilmesi gerekiyordu. Kendine geldi genç kız hayatın cilvesini yaşamaya devam etme kararı aldı. O kadar aklı başında bir kızdı ki herkes ona hayrandı. Üniversiteyi açıktan okumaya karar verdi. Aynı zamanda çalışarak çok gelişmek istiyordu. Delikanlı yaptıklarından çok pişmandı. Ama genç kız için zordu yeniden güvenmek. Yeniden terk edilmek çok ağrına gidebilirdi. Belki bu sefer ayağa kalkması çok zor olacaktı. İhaneti unutmadı ama yaşamı da…

Devamını oku

GEÇMİŞİN İZİ

O gece diğerlerinden çok farklı bir geceydi. Her şeyden öte dolunay vardı gümüş bir tepsi gibi parlayan. Telefonunu kaptığı gibi fotoğrafını çekti dolunayın. Manzara fotoğrafları çekmeyi oldum olası severdi. O kadar parlak, o kadar berrak ve âdeta o kadar yakındı ki, biraz daha yakınlaşsa giriverecekti pencereden içeri. Kendine bir kahve yapıp balkona çıktı yaz mevsiminin son dolunay’ını seyretmek üzere. Gündüzün o yorucu gürültüsünden eser kalmamış, canlı-cansız her şey uykuya çekilmişti. Sanki bir o kalmıştı uyanık dünyanın bekçiliğini yapar gibi. Dalıp gittiği düşüncelerden ambulans sesiyle irkildi. Ambulans, ana caddeden dönüp ara…

Devamını oku

ARAYIŞ- 7

            Eve geldikten sonra kitapsever kızdan aldığı kitapları kendi kitaplarının bulunduğu dolaba bıraktı. Sabahki dalgınlığı halâ üzerindeydi. Akşam köy derneğine uğrasam iyi olur diye düşündü. Hem arkadaşlarıyla biraz sohbet eder hem de Satılmış efendinin sohbetini dinlerdi. Oturduğu semtte birçok köylüsü yaşıyordu. Haftada bir dernekte bir araya gelip sohbet ederler, Hatip lakabıyla bilinen Satılmış Efendi’nin hikayelerini mesellerini dinlerlerdi. Öğle yemeğinden sonra üzerine çöken ağırlıkla koltuğunda bir vakit uyuyakaldı. Uyandığında kendisini dinlenmiş ve zinde hissediyordu. Akşama çok vakit kalmadığından duşunu aldı, giyinip derneğin yolunu tuttu.             İçeride bulunan birkaç köylüsü ile selamlaştı.…

Devamını oku

KİTAP KOKUSU

Çocukluğundan beri kitap okumayı çok severdi. Her bulduğu fırsatta kütüphaneye gider, kitapların kapaklarını açıp kokusunu içine çekerdi. Yaz tatilinde bile arkadaşları oyun oynarken, o büyük bir heyecanla kitap okurdu. Kitap okurken heyecanlanırdı çünkü, kahramanlardan biri de kendisi olurdu. Büyüdükçe içindeki kitap aşkı da büyüdü. Üniversite yıllarında odasındaki kitaplık kitaplarla dolmuş ve artık yeni kitaplara yer kalmamıştı. Oysa babası o kitaplığı alırken “Bu kadar büyüğüne ne gerek var, daha küçüğü neyine yetmiyor” demişti. Kardeşi de “Benim ablam avukat olacak. Hatta avukatların avukatı olacak” diye alay etmişti. O gün en sevdiği yazarın…

Devamını oku

AŞK MANTIKLA OLACAK İŞ Mİ? 1

Ezgi genç bir kızdı. Hayata dolu dolu güler kafasına hiçbir şeyi takmazdı. O kadar mutluydu ki kendi olduğu için hiçbir aykırı sesi işitmezdi. Çünkü onun beyaz dünyasında ümitsizlik yoktu. Bir gün artık kendi paramı kazanmak istiyorum dedi ailesine. Para önemsizdi onun için. Amacı insan içine karışmak dünyayı biraz daha anlamaya çalışmaktı. Aklına koyduğunu yapmıştı. Çalışma hayatına girmişti. O kadar hevesliydi ki işi öğrenmek için çok çaba harcıyordu. Sadece işiyle ilgilenir etrafına hiç bakmazdı. Yağmurlu bir pazartesi sabahında bir anda gözleri açılıverdi. Karşısında yağız bir delikanlı görmüştü. Aşık olmuştu. Önceleri saçmalama…

Devamını oku

KARAR ZAMANI

Son zamanlarda bazı kişilere karşı kırgınlıkla kızgınlık arasında gidip geliyorum. Yaşamış olduğum bu bocalama sonucunda kızgınlık kırgınlığa galip geliyor ve işte o anda bütün ipleri koparmak istiyorum. İçimden bir ses “Yak gemileri ve yoluna devam et” derken; bir başka ses ise yaşanan güzel günler hatırına “Sus ve sabret” diyor. Sonrasında başlıyorum kendimle konuşmaya. Tamam susmak güzel şey, sabretmek de öyle (yerine göre) güzel Güzel olmasına da nereye kadar? Bugüne kadar sustum, Sabrettim, alttan aldım da ne oldu? Gerçekten ne oldu? Yapmış oldukları haksızlığı reva gördüler. Benim susup sabrediyor olmamı sineye…

Devamını oku

UYGUN ADIM

Giysi dolabını açıp yeni boyadığı postallarını en alt rafa yerleştirdi. Eşyalarının yerli yerince durduğunu anladığında biraz olsun rahatlamıştı. Bölükteki yorucu bir günün ardından dolabının karıştırılmasına katlanamazdı nede olsa. Günlük sakal tıraşını olduktan sonra, üst ranzada yatan badisi Ali’yle biraz lafladı. Sonra da yatağına uzandı. Yemin törenine bir hafta kaldığından eğitimler sıklaşmış, daha yorucu bir hal almıştı. Ailesini düşündü, askerliği bitince yapacaklarını düşündü. Uyandığında gün henüz ağarmamıştı. Gözüne saplanan acıyla yatağından sıçradı, Korkuyla etrafını arandı. Sadece koğuş nöbetçisi uyanıktı. O da bulunduğu yere oldukça uzaktaydı. Lavaboda ağrıyan sol gözünü kontrol edince,…

Devamını oku

HİÇ DE ADI GİBİ SEVİMLİ DEĞİL

Behçet hastalığı nedeni tam olarak bilinmeyen bir otoimmün yani bağışıklık sistemi hastalığıdır. Genellikle; Çin, İran, İsrail, Japonya, Kıbrıs ve Türkiye başta olmak üzere Ortadoğu ve Asya ülkelerinde görülür. Bu nedenle ipek yolu hastalığı olarak da bilinir. Behçet hastalığı genellikle 20-40 yaş arasındaki kişileri, nadir olarak da yaşlı ve çocukları etkileyen bir hastalıktır. Behçet hastalığı kan damarlarını tutma eğilimindedir. Kan damarları tutulumu ile ağız ve genital bölgede yaralar, göz ve damarlarda tutulmalara neden olabilir. Behçet hastalığı, adını hastalarından birinde 3 ana belirtiyi İlk olarak 1924 yılında gören Hulusi Behçet tarafından almıştır.…

Devamını oku

BEHÇET HASTALIĞI

Merhaba dostlar bu haftalık yazımı daha önce hiç duymadığım bir hastalığa yer vermek istedim. Hastalığın adı Behçet hastalığıdır. Bir çeşit deri hastalığı olarak tanınıyor. Neden ve kimlerde ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Behçet hastalığı bağışıklık sisteminde yer alan hücreler dokularda abartılı bağışıklık yanıtı oluşturarak doku hasarı sebep olacak türdedir. Ancak hastalık genellikle tek bir sebeple ortaya çıkmaz, genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel maruziyetler,  viral ya da bakteriyel enfeksiyonlar, stres gibi faktörlerinde hastalığın başlangıcında tetikleyici olabildiği düşünülmektedir. Hastalığın belirtisi olarak ağızda oluşan yaralar ve aftlar hastalığın habercisi olabiliyor. Genelde aftlar tekrarlayıcıdır.…

Devamını oku