MİNİCİK HAYATLAR

Sizleri yeni bir hastalıkla tanıştırmak istiyorum. Glikojen depo hastalığı, glikojen sentezi ya da salınımında görevli enzimlerden birinin yokluğu veya yetersizliği sonucu gelişen, otozomal resesif geçişli doğuştan karbonhidrat metabolizma bozukluğudur. GDH yaşamın ilk aylarında bulgu verir. Doğumdan sonraki 3-6 aylık süreçte karaciğerde büyüme, hipoglisemi ve bunun sebep olduğu gelişme gerilikleriyle başvururlar. Ailelerin bebeklerinin normal gelişim basamaklarını bilmesi ve takip etmeleri oldukça önemli. Olası kalıcı hasarların önüne geçmek için tetikte olmaları gerekiyor. Günümüzde sağlık ocakları bu konuda gayet ilgili ve yetkin hemşireleriyle annelerin işlerini kolaylaştırmaktadır. Bu hastalık hemen de fark edilmeyebiliyor. Yoğun…

Devamını oku

ESKİYE ÖZLEM

Elimizdekilerle yetinmeyi ne kadar biliyoruz? Daha iyisi geldiğinde eskiye gereken kıymeti verebiliyor muyuz? 21.yüzyıl insanı olarak çabuk tüketiyoruz. Bozulan bir eşyayı tamir etmek yerine çöpe atmayı tercih ediyoruz. Eski zaman insanı öyle miydi? Eskiler üretmeyi severdi. Bir iş yapılması gerektiğinde gocunmadan kalkar yaparlardı. Çeşit çeşit oyuncakları yoktu ama az ile yetinmeyi bilirlerdi. Tahtadan yapılmış bebeklerle ve arabalarla büyüdüler. Eskiler bir eşyayı nasıl uzun ömürlü kullanabiliriz? diye kafa yorarlardı. Çamaşırlar elde yıkanır, halılar karda temizlenirdi. Kimsenin kimseye üstünlük sağlamadığı egosuz yıllardı. Sohbetin soba kenarında koyulaştığı içten gülümsemeli saatler geçerdi.  Sevdanın esaslı…

Devamını oku

AŞK MANTIKLA OLACAK İŞ Mİ?-2

Çok ağrına gitmişti. Bunu hak edecek ne yaptım diye kendini yemeye başladı. Çok üzülmüştü ama yaşı çok gençti. Hayatı öğrenmenin birinci kuralının ihanete uğramadan gözünün açılmayacağını bilmesi gerekiyordu. Kendine geldi genç kız hayatın cilvesini yaşamaya devam etme kararı aldı. O kadar aklı başında bir kızdı ki herkes ona hayrandı. Üniversiteyi açıktan okumaya karar verdi. Aynı zamanda çalışarak çok gelişmek istiyordu. Delikanlı yaptıklarından çok pişmandı. Ama genç kız için zordu yeniden güvenmek. Yeniden terk edilmek çok ağrına gidebilirdi. Belki bu sefer ayağa kalkması çok zor olacaktı. İhaneti unutmadı ama yaşamı da…

Devamını oku

AŞK MANTIKLA OLACAK İŞ Mİ? 1

Ezgi genç bir kızdı. Hayata dolu dolu güler kafasına hiçbir şeyi takmazdı. O kadar mutluydu ki kendi olduğu için hiçbir aykırı sesi işitmezdi. Çünkü onun beyaz dünyasında ümitsizlik yoktu. Bir gün artık kendi paramı kazanmak istiyorum dedi ailesine. Para önemsizdi onun için. Amacı insan içine karışmak dünyayı biraz daha anlamaya çalışmaktı. Aklına koyduğunu yapmıştı. Çalışma hayatına girmişti. O kadar hevesliydi ki işi öğrenmek için çok çaba harcıyordu. Sadece işiyle ilgilenir etrafına hiç bakmazdı. Yağmurlu bir pazartesi sabahında bir anda gözleri açılıverdi. Karşısında yağız bir delikanlı görmüştü. Aşık olmuştu. Önceleri saçmalama…

Devamını oku

BEHÇET HASTALIĞI

Merhaba dostlar bu haftalık yazımı daha önce hiç duymadığım bir hastalığa yer vermek istedim. Hastalığın adı Behçet hastalığıdır. Bir çeşit deri hastalığı olarak tanınıyor. Neden ve kimlerde ortaya çıktığı tam olarak bilinmemektedir. Behçet hastalığı bağışıklık sisteminde yer alan hücreler dokularda abartılı bağışıklık yanıtı oluşturarak doku hasarı sebep olacak türdedir. Ancak hastalık genellikle tek bir sebeple ortaya çıkmaz, genetik yatkınlığın yanı sıra çevresel maruziyetler,  viral ya da bakteriyel enfeksiyonlar, stres gibi faktörlerinde hastalığın başlangıcında tetikleyici olabildiği düşünülmektedir. Hastalığın belirtisi olarak ağızda oluşan yaralar ve aftlar hastalığın habercisi olabiliyor. Genelde aftlar tekrarlayıcıdır.…

Devamını oku

KARINCA MİSALİ

Siz hiç bir karıncanın diğer bir karıncaya tavsiye verdiğini gördünüz mü? Ben görmedim.Görmemiz de imkansız! Çünkü karıncalar sadece kendi yükleriyle ilgilenirler. Rızıkları için çaba harcarlar. Karıncalar için zaman çok kıymetlidir. Sürekli bir uğraş halindedirler. Ömürlerini çalışmaya adarlar ve dünyadan göçüp giderler. İnsanoğlu böyle mi? Keşke böyle olsaydı. Sadece kendini ilgilendiren konularda fikir sahibi olsa ne güzel yaşardık değil mi? Size bir anımı anlatmak istiyorum. Annemle beraber hastaneye gitmek üzere dolmuşa binmiştik. Yavaş yavaş dolmuş kapasitesi doldu. Daha sonra bir genç adam dolmuşa bindi. Beş dakika sonra yakın mesafede inmek istedi.…

Devamını oku

GÖZLERİMİZDEKİ PERDE

Toplumun engelli bireylere bakış açısı nasıldır diye sorsam? Sokağa dökülsek eminim herkes duyar abidesi, yardımsever pamuk gibi insan profili çizecektir. Biraz sert giriş yapmış olabilirim ama galiba kova burcu olmamdan kaynaklanıyor. Gerçekçi bir bakış açısının insanı ya da içerisinde yaşadığı toplumu daha iyiye taşıyacağının inancındayım. O yüzden hayalperest değil de samimi duygularımızla ve yardımsever yanımızı davranışa dökmenin vakti geldi artık. Yaşanmışlarla yazıma devam etmek istiyorum müsaadenizle… Araştırmalarım sonucunda görme engeli olan bireyin sokakta çektiği zorluklara göz attım. Kaldırımların çok yüksek olması, görme engeli olan bireyin yaralanmasına neden olabilir. Aynı şekilde…

Devamını oku

DÜNYALARIMIZ BİR

Duygularımıza yön veren duyumuz işitme duyumuzdur. Etrafımızdaki seslerle kendimizi tehlikede hissedebiliriz ya da sakin kalabiliriz. Sessizlik bazen insana iyi gelmez. Çoğu kişide sessizliği sevmez. Kuzuların sessizliği örneğini verebiliriz bu duruma. İşitme engeli olan bireylere de bu şekilde bakabiliriz. Onların dünyaları sessiz olabilir ama anlaşılmayı bekleyen işaret dilleri var. Sadece dillerimiz farklı olan bu arkadaşlarımızla beraber dünyamızı nasıl güzelleştirebiliriz? Biraz da bunun üzerine yoğunlaşmak istiyorum. Öncelikle her bireyi koşulsuz sevgiyle kucaklamayı bilmeliyiz. Empati ve duyarlılığımızı geliştirip etrafımıza huzuru yaymalıyız. Eğitim ailede başlar sloganıyla özel bireylerimizi topluma kazandırmalıyız. Hanemizde işitme engeli olan…

Devamını oku