BAZI KAYIPLAR KAZANÇTIR

Bir dükkan düşünün. Öyle bir dükkân ki, sadece manevi şeylerin satıldığı ve alışverişte paranın kullanılmadığı. Öyle bir dükkân ki, para yerine eskiden olduğu gibi takas usulünün uygulandığı. Öyle bir dükkân ki, geri iadenin olmadığı. “Nasıl bir dükkânmış bu böyle” dediğinizi duyar gibiyim. Diyelim ki, döktüğünüz gözyaşlarına pişman oldunuz ve o gözyaşlarını geri istiyorsunuz. yapmanız gereken, Sadece o dükkâna gidip gözyaşı satın almak. Belki ümidinizi kaybettiniz, belki de anılarınızı ya da azminizi kaybettiniz. Yapmanız gereken, sadece o dükkâna gidip kaybettiğiniz şeyi satın almak. Tabii ki başka bir şey karşılığında. Mesela özgüveninizi…

Devamını oku

AMAÇ MI? ARAÇ MI?

İnsan ve para ilişkisini düşünüyorum da herhalde parayı sevmeyen yoktur. Herkes az ya da çok parayı sever. Hatta bazıları  taparcasına sever. Sizce para nedir diye bir anket yapsak, parayı sevmeye rağmen verilecek cevaplar: “para elinin kiridir.” “Para kazanmak çok zor.” “Çok para haramsız olmaz.” “Para ile saadet olmaz.” şeklinde olur. Bu yazıyı hazırlarken internette para ile ilgili söylenen sözlere şöyle bir baktım da gerçekten ilginç sözler söylenmiş. Mesela: paranın öldürdü ruh, Kılıç’ın öldürdüğü bedenden fazladır.” (Walter Scott) “para ile insan ilişkisi aynen şöyledir. İnsan paranın sahtesini yapar, para da insanın.”…

Devamını oku

ARAYIŞ- 9

            Dün sabah kitapçıda karşılaştığı genci çok merak ediyordu. Kitapları ona vermekle iyi mi, yoksa kötü mü ediyorum acaba diye ikirciklendi. “Kitaplarla işi olan birine az da olsa bir şans vermeliyim diye düşündü.” Bir ay kadar önce Sahaflar çarşısından aldığı ve kıyısında köşesinde bolca notlar alınmış, belirli bölümlerin altının çizili olduğu Don Kişot ciltlerini almıştı. Bu kitabı almasında bu özelliği onu cezbetmişti. Bu sayede kitabı daha iyi anlayabileceğini umuyordu, öylede oldu. Arka iç kapakta birtakım semboller ve rakamlar bulunuyordu, bunların üstünde fazla durmamıştı. Yağmurluğunu ve kitapçıda karşılaştığı gence vereceği kitapları…

Devamını oku

DÜŞÜNCE FIRTINASI

Pirinç pilavı yaparken, yıllar önce pirinç ayıkladığı geldi aklına. Pirinç, bakkalda bir çuval içinde satılırdı. Eve getirilen pirinç bir tepsi içine dökülür ve tek tek içindeki taşlar ayıklanırdı. “Ayıklamak” dedi içinden. Ne güzel bir şeydi ayıklamak. Günümüzde pirincin içinde ayıklanacak taş yoktu ama hayatın içinde ayıklanacak çok şey vardı. Kendi hayatında neleri ayıklayabileceğini düşündü. Kullanmadığı eşyalar, giymediği kıyafetler ve dahası…Kullanılmıyorsa artık bir eşya, evde daha fazla durmasının bir anlamı yoktu. O eşyalar görevini tamamlamıştı ve gitme zamanı gelmişti. “Gitmek” dedi içinden. Daha sonra hayatından habersizce çıkıp gidenleri düşündü. Oysa Bir…

Devamını oku

ESKİYE ÖZLEM

Elimizdekilerle yetinmeyi ne kadar biliyoruz? Daha iyisi geldiğinde eskiye gereken kıymeti verebiliyor muyuz? 21.yüzyıl insanı olarak çabuk tüketiyoruz. Bozulan bir eşyayı tamir etmek yerine çöpe atmayı tercih ediyoruz. Eski zaman insanı öyle miydi? Eskiler üretmeyi severdi. Bir iş yapılması gerektiğinde gocunmadan kalkar yaparlardı. Çeşit çeşit oyuncakları yoktu ama az ile yetinmeyi bilirlerdi. Tahtadan yapılmış bebeklerle ve arabalarla büyüdüler. Eskiler bir eşyayı nasıl uzun ömürlü kullanabiliriz? diye kafa yorarlardı. Çamaşırlar elde yıkanır, halılar karda temizlenirdi. Kimsenin kimseye üstünlük sağlamadığı egosuz yıllardı. Sohbetin soba kenarında koyulaştığı içten gülümsemeli saatler geçerdi.  Sevdanın esaslı…

Devamını oku

SORUNUN ÇÖZÜMÜ

Sizlere bu yazımda  tedavisi olmayan nadir genetik hastalıklara tedavi fikirleri geliştirmek, yeni gen terapi yöntemleri hakkında ilgili öğrencileri bilgilendirmek ve bu öğrencilerin genç zihinlerini, enerjilerini bu konular üzerine kanalize etmek amacıyla düzenlenmiş bir yarışmadan RaDiChal 21 den ve tabi ki  RaDiChal 21 kapsamında otozomal resesif (çekinik) geçişli kalıtsal bir hastalık olan  Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) tedavisini bulmak için çalışan  Fmf16E takımından söz etmek istiyorum. İnönü Üniversitesi Moleküler biyoloji ve genetik öğrencilerinden oluşan ekip 4 kişilik ekip Ayşenur SAYGILI(Yüksek Lisans ),Betül ÇAKMAK(3.sınıf),Kübra MAÇ(3 sınıf ),Sena KIZILBOĞA(3sınıf ) isimlerinden oluşmakta Her sorunun…

Devamını oku

ONLAR BİZİM ŞEKER TOPLARIMIZ

Hayatın Engelsiz Tarafı Hayattan.net sitesinin bu ayki konusu glikojen depo yani şeker hastalığı. Daimi okurlarımız bilirler her ay belirlenmiş bir konumuz olduğunu. Bu ayki konu kapsamında araştırma yaparken, hastaların öykülerine göz atma fırsatı buldum. O kadar birbirinden farklı öyküler var ki, Kimisinde şaşırdım, kimisinde duygulandım hatta ağladım. Daha üç aylıkken kusmaya başlayan bir bebek düşünün. Doğduktan bir hafta sonra mosmor olan başka bir bebek ya da sapsarı olan ve ailesi tarafından sarılık zannedilen başka bir bebek vs vs. Hastanede yapılan tetkikler sonrasında kiminde yüksek çıkan karaciğer enzimleri, kiminde karaciğer ve…

Devamını oku