NEREDEN NEREYE 3

Kırmızı ışığı son anda fark etmişti. Neredeyse kavşaktaki arabaya çarpacaktı. Bir anda gözleri kocaman açıldı, kalp atışları hızlandı. Bu da neydi böyle, kız aklından geçenleri mi okumuştu, Bu mümkün müydü? “Yok artık daha neler” dedi kendi kendine. Ona olan bakışlarını fark etmiş olmalıydı. Demek ki herkes böyle bakıyordu. Bakışlarından ve düşüncelerinden dolayı kendinden utandı. “Şey” dedi boğazını temizleyerek. Kız gülümseyerek lafa girdi. “Genelde trafik kazası mı yoksa doğuştan mı diye soruyorlar. Kendilerince tavsiyede bulunuyorlar. Hele öyleleri var ki, bakışları ve fısıldaşmaları insanın içine oturuyor. Yürüyemiyor olabilirim ama kulaklarım duyuyor; o…

Devamını oku

ÖZEL ANLAR

Çekmeceden arabasının anahtarlarını alan adam karısına seslendi. “Epey oyalandık, trafiğe yakalanmayalım. Hazırsın değil mi?” Diye sordu. Kocasına “Evet hazırım hayatım. Yalnız Ömer gitmeyeceğim diye diretiyor. “Dedi. Adam Ne diyorsun hanım! Akşam akşam canımı sıkmasın, tut kolundan getir.” Dedi. Adam arabasıyla ilerlerken, yan koltukta oturan karısına göz ucuyla baktı. “Çocuğu fazla şımartıyorsun. Nedir bu anlamıyorum ki.” Dedi. Karısı nemli gözleriyle, kocasına bakmadan “Asıl sen anlamamakta diretiyorsun. Ömer’in özel bir çocuk olduğunu hala kabullenmiyorsun.” Diye cevap verdi. Araç trafiği kavşağa yaklaştıklarında iyice yavaşlamıştı. Soğuk su satan, cam silen çocuklar ve çiçekçi kadınlar,…

Devamını oku

NEREDEN NEREYE-1

İşte yine aynı şey olmuştu. Bir kez daha aynı muamele ile karşılaşmıştı. Odasına gidip kapıyı kapattı. Radyoyu açtı ve şarkılar eşliğinde kabuğuna çekildi. Ah o kabuk! En güvenilir limandı onun için.  Gözyaşları bir yolunu bulup akmaya çalışırken o ısrarla tutuyordu gözyaşlarını. Hayır! Bu sefer ağlamayacaktı; Bu sefer kararlıydı. “Kimseye etmem şikâyet ağlarım ben Halime” şarkısı çıkınca radyoyu kapattı. Güzel şarkıydı güzel olmasına da yaralarına dokunuyordu. Bir süre sessizce pencerenin önünde oturarak dışarıyı seyre daldı. Güneş yine her zamanki gibi iyi kötü ayırt etmeksizin herkesin ve her şeyin üzerine doğmuştu. Kuşlar…

Devamını oku

TALİH KUŞU

Bir süredir babasından kalmış olan (ona da kendi babasından kalan) tarlaların veraset işleri ile uğraşıyordu. Nihayet veraset işlemleri sona ermiş ve sıra tarlaların satışına gelmişti. Eşe dosta haber salındı, internete ilanlar verildi tarlaların satışı için. Uzun uğraşlar sonucu bir alıcı çıkmış sıra tapu işlerine gelmişti. Üç gün sonra mirasçılar tapuya gidecek, imzaları atıp paralarını alacaklardı. Ancak, bazı işleri için üç gün sonra şehir dışında olması gerekiyordu. Görünen o ki, annesine vekâlet verecekti. Noter’den içeriye girdiği anda  ofisin sahibi Hayri Beyi gördü sıra bekleyenler arasında. Yanına gidip selam verdi. On beş…

Devamını oku

ARAYIŞ- 7

            Eve geldikten sonra kitapsever kızdan aldığı kitapları kendi kitaplarının bulunduğu dolaba bıraktı. Sabahki dalgınlığı halâ üzerindeydi. Akşam köy derneğine uğrasam iyi olur diye düşündü. Hem arkadaşlarıyla biraz sohbet eder hem de Satılmış efendinin sohbetini dinlerdi. Oturduğu semtte birçok köylüsü yaşıyordu. Haftada bir dernekte bir araya gelip sohbet ederler, Hatip lakabıyla bilinen Satılmış Efendi’nin hikayelerini mesellerini dinlerlerdi. Öğle yemeğinden sonra üzerine çöken ağırlıkla koltuğunda bir vakit uyuyakaldı. Uyandığında kendisini dinlenmiş ve zinde hissediyordu. Akşama çok vakit kalmadığından duşunu aldı, giyinip derneğin yolunu tuttu.             İçeride bulunan birkaç köylüsü ile selamlaştı.…

Devamını oku

Arayış 6

Fincandaki buharı tüten çayından bir yudum aldı. Bir yandan gazetesini okuyor, göz ucuyla da ekranda yanıp sönen ve sürekli değişip duran renkli rakamları takip ediyordu. İşe erken saatte gelmişti. Sabah trafiğini yaşamaktansa, erkenden işte olmak evladır diye düşünüyordu. İçini ısıtan çayın ve ekranda yanıp sönen kırmızı, yeşil ve gri renkli rakamların etkisiyle kısa bir süre hayallere daldı. Kitapsever kızla buluşmasını anımsadı. Durakta buluştuktan sonra tek şemsiye ile gidişlerini hatırladı. O saatte kafeler henüz açılmamış olduğundan, bir börekçide kendilerine yer bulabilmişlerdi. Çantasından Don Kişot ciltlerini çıkardığında, onları ilgiyle incelemişti. Halâ ilk…

Devamını oku

GİDİŞ

                Doğduğu köyünü bırakıp gitmek çok ağrına gidiyordu. Gözlerinden belli belirsiz bir damlanın ışıltısı parladı. Bir an birisi sanki onu izliyormuş hissine kapıldı. Gözlerindeki yaşlar görülmesin diye gözkapaklarını kırpıştırdı. Evin bahçesindeki taş zeminde üzerinde yavaşça avlunun kapısına doğru adım adım ilerlerken, Orada kalmak için bir bahane ararcasına etrafına bakındı. Kimsecikleri göremeyince bu boş çabadan vazgeçti. Yılların yorgunluğunu bedeninin her mafsalında hissediyor. Bavulunun ağırlığı altında adeta eziliyordu. Bakımsızlıktan avludaki taş zeminin aralarındaki boşluklardan yabani otlar fışkırmıştı. Zaten eskisi gibi işleri takip etmeyi bırakalı da epey olmuştu. Son bir yıldır eski gücünde…

Devamını oku

ARAYIŞ-3

            Gece yarısından itibaren şiddetle yağan yağmur sabaha doğru etkisini kaybetmişti, fakat inceden çiselemeye devam ediyordu. Apartmandan çıkıp adımını sokağa attığında şemsiyesini yanına aldığına pek sevindi. Birkaç dakika sonra yağmur yeniden şiddetini arttırmıştı. Yağmurun sesi tüm diğer sesleri bastırıyordu. Kısa bir tereddütten sonra yoluna devam etti. Kitapçıların bulunduğu han oturduğu eve yakın olduğundan fazla yürümesi gerekmiyordu. Caddeye ulaştığında tek tük geçen otomobiller ve sağa sola koşuşturan insanlar ilişti gözüne. Hiç biri de yanına şemsiye almamıştı. Hana adımını attığı sırada şemsiyesi kabiliyetinin sınırlarına neredeyse ulaşmıştı. Büfenin önü kalabalık olduğundan çay tost…

Devamını oku

Arayış 2

    Özenle hazırlanmış akşam yemeğinin ardından eski yerine oturup resmi izlemeye kaldığı yerden devam etti. Adamın elindeki kitaba bir kez daha bakınca, doğum günlerinde ona hediye edilen ve dolaplara gelişi güzel sakladığı kitaplarını anımsadı. Uzun zamandır doğru dürüst kitap okumuyordu. Çalışmaya başladığından beri kitap okumaya ayıracak zaman bulamamıştı. Kalkıp dolaba yöneldi ve rastgele bir kitap alarak koltuğuna tekrar oturdu. Resimdeki pozun aynısını taklit etmeye çalışıyordu. Kitabı ve kalemi aynı şekilde tutuyor, resimdeki adam  gibi kararlı görünmeye çabalıyordu. Odaya giren ablasını fark etmedi bile. Ona “Ne okuyorsun Erdal?” diye sorduğunda, başını…

Devamını oku