Bir sabah rüzgârla uyanır alnım,
Gökten süzülen bir dua gibi değersin omzuma,
Kızıllığın, şehitlerin hiç susmayan kalbidir,
Beyazın, anaların helâl sütü gibi duru,
Sen dalgalandıkça, tarih ayağa kalkar,
Toprak kendini hatırlar, gök secdeye varır.
Ey göğsünde ay taşıyan yüce sancak,
Geceyi yaran bir sabah gibi doğarsın,
Karanlıklar seninle çekilir hudutlardan,
Bir milletin umudu olur her kıvrımın,
Sadece rüzgârla değil, inançla dalgalanırsın,
Bir yemin gibi durursun göğün alnında.
Seninle başladı destanların ateşi,
Malazgirt’te atların nalları seninle kıvılcım çaktı,
İstanbul’un surları sabah seninle açıldı,
Bir çağ kapandı, bir çağ seninle başladı,
Top namlularında adın vardı sessizce,
Ezanla birlikte yükseldi gölgen.
Ey ay, sana yaslanan hilâl,
Ey yıldız, karanlığa atılmış bir mühür,
Nice geceyi senle aydınlattık,
Nice yokluğu seninle var bildik,
Sen düştüğünde yere, yer yaralandı,
Sen kalktığında, bir millet doğruldu.
Bu gök çöker, bu dağlar yetim kalır,
Bu toprak susar, eğer sen düşersen,
Bir milletin kalbi durur aniden,
Damarlar donar, zaman geri kaçar,
Çünkü sen bir bayrak değilsin yalnızca,
Sen bir devletin ayakta kalışısın,
Kızıllığın boya değil, yemindir,
Her damlası bir çağın bedelidir.
Hilâlin bir dua gibi gerilir göğe,
Yıldızın karanlığa çekilmiş bir bıçak,
Geceyi ikiye bölersin sessizce,
Korku kaçacak delik arar adını duyunca,
Sen görünce titrer sınırlar,
Çünkü sen hudut değil, hüküm taşırsın.
Sen düştüğün gün, ezan boğulur,
Mihraplar yetim, minareler öksüz kalır,
Sen düştüğün gün, çocuklar büyüyemez,
Analar susar, mezarlar konuşur.
Cephede üşüyen askerin nefesisin,
Siperlerde titreyen ellerin duası,
Bir mektubun son satırısın,
“Anam ağlamasın” diyen yürek sesi,
Kanla yıkandın, sabırla kurulandın,
Onurunla örtüldün tabutlara.
Sen, “dur” diyen iradenin adısın,
Haksıza eğilmeyen başların gölgesi,
Mazluma siper olan bileksin,
Sen varken diz çökmez bu toprak,
Sen varken susmaz bu vicdan,
Okullarda çocukların ilk bakışı sensin,
İstiklâlin alfabesi sensin dillerde,
Her tören, her yemin senle anlam bulur,
Adın geçince kalpler daha hızlı çarpar,
Bir bayrak direğinde değil sadece,
Her yürekte göndere çekilirsin.
Ey göğe kazınmış isyan,
Ey zulme kapanmayan yumruk,
Senin altında diz çöken olmadı,
Senin üstünde gölge gezdirmedik,
Ya sen dalgalanırsın bu gökte,
Ya bu gök bize haram olur.
Ey rüzgârla konuşan kırmızı dua,
Ey göğe yazılmış bağımsızlık cümlesi,
Adın anıldıkça gözler dolar,
Çünkü sen kaybedilince vatan susar.
Dalgalan, ey şanlı bayrağım,
Dalgalan ki bu millet var olsun,
Ve bil ki,
Son nefesimde bile adın var olacak,
Toprak üstümden değil, seninle örtülecek,
Bir gün adım silinse bile taşlardan,
Sen kalacaksın,
Çünkü sen,
Bir milletin ebedî imzasısın.
Ve yine bilinsin;
Bu bayrak iner diyenin nefesi kesilir,
Bu bayrak söner diyenin adı silinir,
Çünkü bu sancak düşmez,
Düşürülemez,
Çünkü bu sancak,
Bir milletin son sözü değil,
İlk haykırışıdır…
Mesut Hekimhan
Eğitimci Yazar
mesuthan@gmail.com
BESTELENMİŞ VERSİYONU İÇİN TIKAYINIZ
