Sessiz Bir Gerçek
Sesli Okuma

Zaman, insanın en çok yanıldığı kavramlardan biridir. Onu ölçtüğümüzü sanırız; saatlere, takvimlere böleriz. Oysa zaman bize ait değildir, biz zamana aitiz. Orhun Abideleri’nde Bilge Kağan’ın dile getirdiği “Zamanı Tanrı yaşar, insanoğlu hep ölmek için türemiş” sözü, bu gerçeği yüzyıllar öncesinden yüzümüze çarpar. Bu cümle, yalnızca bir ölüm hatırlatması değil; insanın varoluşuna dair sessiz ama derin bir sorgulamadır.
İnsan, doğduğu andan itibaren farkında olmadan sona doğru yürür. Hayat dediğimiz şey, bu yürüyüş sırasında yaşanan kısa duraklardan ibarettir. Güç, gençlik, makam ve ün; hepsi bu yolculukta geçici birer gölgedir. Bilge Kağan’ın sözünde asıl vurgu, ölümün kaçınılmazlığı kadar, zaman karşısındaki acizliğimizdir. Zaman akar, durmaz; insan ise o akışta tutunmaya çalışan bir yolcudur.
Tarihe bakıldığında, nice güçlü devletlerin, büyük kağanların ve kudretli orduların iz bırakmadan yok olduğu görülür. Bir dönem dünyaya hükmedenler, bugün yalnızca birkaç satırlık birer bilgiye dönüşmüştür. İşte bu noktada Bilge Kağan’ın sözü anlam kazanır: Tanrı zamanı yaşar; yani zaman kalıcıdır, değişmez ve süreklidir. İnsan ise geçicidir; varlığı, zamanın sonsuzluğu içinde bir an kadar kısadır.
Bu düşünce insanı karamsarlığa sürüklemek için değil, aksine onu uyandırmak için söylenmiştir. Ölüm gerçeğini kabul eden insan, yaşadığı anın değerini daha iyi kavrar. Geçici olduğunu bilen kişi, hırslarını törpüler, yaptıklarına daha çok dikkat eder. Çünkü geride kalacak olan beden değil, davranışlardır; güç değil, izdir.
Bilge Kağan’ın çağrısı, yalnızca kendi halkına değil, tüm insanlığa yöneliktir. “Ben varım” demenin anlamsızlığını, asıl önemli olanın “nasıl yaşadım” sorusu olduğunu hatırlatır. İnsan, zamanı durduramaz; fakat zamanın içini anlamla doldurabilir. İşte bu anlam, törede, adalette ve insana yakışır bir yaşamda gizlidir.
Günümüz dünyasında da bu söz geçerliliğini korur. Teknoloji gelişmiş, şehirler büyümüş, insan kendini daha güçlü sanmaya başlamıştır. Ancak değişmeyen tek şey, insanın faniliğidir. Ne kadar ilerlersek ilerleyelim, zaman karşısında hâlâ kırılganız. Bu yüzden geçmişten gelen bu sade ama güçlü cümle, bugünün insanına da ayna tutar.
Sonuç olarak, Bilge Kağan’ın sözü bir kader kabullenişi değil, bilinç çağrısıdır. İnsan ölümlüdür; fakat nasıl yaşadığıyla ölümsüzleşebilir. Zaman Tanrı’ya aittir, evet. Ama o kısa ömür, insana emanettir. Bu emaneti nasıl kullandığımız ise bizi biz yapan asıl ölçüdür.
Bunu da oku

İki Satır…
Gazeteci-Yazar Ömer Faruk Kotay’ın kaleminden “İKİ SATIR...” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Ömer Faruk Kotay · 20.02.2026

Duvarda Asılılar
Zuhal Terlikli’nin kaleminden “DUVARDA ASILILAR” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Zuhal Terlikli · 19.02.2026

Geçen Yirmilerin Sonu
Kübra Kızıltoprak'ın kaleminden"GEÇEN YİRMİLERİN SONU"Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net ‘te
Kübra Kızıltoprak · 18.02.2026

