Engel Olanlar
Sesli Okuma

Engeller Bedenlerde Değil, Zihinlerde ve Sistemlerdedir
Her yıl Mayıs ayının ikinci haftası “Engelliler Haftası” olarak anılıyor. Ancak bu haftanın anlamını gerçekten kavrayabilmek için önce kullandığımız dili sorgulamamız gerekiyor. Uzun yıllar boyunca bu dönem “Sakatlar Haftası” olarak ifade edildi. Oysa “sakat” kelimesi, insanı yalnızca bedensel eksiklikleriyle tanımlayan, bireyi bir “eksiklik” üzerinden değerlendiren eski ve dışlayıcı bir anlayışın ürünüdür. Bugün biliyoruz ki sorun, bireyin bedensel ya da duyusal farklılığı değil; toplumun bu farklılıklara karşı kurduğu yetersiz ve dışlayıcı sistemlerdir.
Bir insanın görmemesi, duymaması, yürüyememesi ya da farklı bir şekilde yaşaması onu tek başına “engelli” yapmaz. Asıl engel; kaldırımlara yapılan yüksek basamaklardır, sesli sinyal bulunmayan trafik ışıklarıdır, erişilemeyen internet siteleridir, altyazısız videolardır, asansörsüz binalardır. Asıl engel; “sen yapamazsın” diyen önyargılardır. Asıl engel; insanların bilinçsizliği, kurumların erişilebilirliği bir lüks gibi görmesi ve toplumun farklılıkları kabul etmekte zorlanmasıdır.
Bugün dünyada kabul gören yaklaşım, tıbbi modelden sosyal modele geçiştir. Yani mesele kişinin bedenindeki farklılık değil; toplumun bu farklılığa uygun düzenlenmemiş olmasıdır. Eğer bir bina rampalıysa, bir belge ekran okuyucuyla okunabiliyorsa, bir sınıfta işaret dili desteği varsa, bir toplu taşıma sistemi herkes tarafından kullanılabiliyorsa “engel” büyük ölçüde ortadan kalkar. Demek ki engel, insanın bedeninde değil; çevrenin tasarımındadır.
Erişilebilirlik bir ayrıcalık değildir; temel bir insan hakkıdır. Herkesin bilgiye, eğitime, ulaşıma, sanata ve sosyal yaşama eşit biçimde katılabilmesi gerekir. Bu sadece engelli bireyler için değil, yaşlılar, çocuklar, geçici sağlık sorunları yaşayanlar ve aslında hepimiz için daha yaşanabilir bir dünya demektir.
Bu nedenle Engelliler Haftası, yalnızca “farkındalık” yaratmak için kutlanan sembolik bir hafta olmamalıdır. Bu hafta; dilimizi gözden geçirdiğimiz, önyargılarımızla yüzleştiğimiz, şehirlerimizi, kurumlarımızı ve teknolojilerimizi yeniden düşündüğümüz bir çağrı olmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; hiçbir insan eksik değildir. Eksik olan, çoğu zaman toplumun kapsayıcılığıdır.
Engeller bedenlerde değil; onları görmezden gelen zihinlerde ve erişilebilir olmayan sistemlerdedir.
Bunu da oku

“iyiliğe İyilik Her Kişinin Kârı; Kötülüğe İyilik Er Kişinin Kârı...”
ESMA SÜLÜ‘NÜN KALEMİNDEN“İyiliğe iyilik her kişinin karı; kötülüğe iyilik er kişinin karı...”Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Esma Sülü · 13.08.2026

Hayatın Tatlaşması
Eğitimci Yazar Fethi Ahmet Öner’in kaleminden”HAYATIN TATLAŞMASI” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net ‘te
Fethi Ahmet Öner · 11.08.2026

St. Louis Cehennemi "tarihin En Absürt Koşusu"
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "ST. LOUİS CEHENNEMİ "Tarihin En Absürt Koşusu" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 10.08.2026
Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.




