St. Louis Cehennemi "tarihin En Absürt Koşusu"
Sesli Okuma

BÖLÜM 1: Çöl Sıcağı ve Dünya Panayırının Gölgesi
1904 yılının Ağustos ayı, Missouri eyaletinin St. Louis şehrini adeta devasa bir dökümhane ocağına çevirmişti. Şehir, o yıl hem Louisiana Satın Alma Fuarı’na (Dünya Panayırı) hem de tarihin üçüncü modern Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapıyordu. Ancak bu organizasyon, Atina’nın o asil, antik ruhundan fersah fersah uzaktı. Olimpiyatlar, panayır cambazlarının, ucuz sirk gösterilerinin ve ırkçı antropoloji sergilerinin gölgesinde kalmış bir sirke dönüştürülmüştü.
30 Ağustos günü, termometreler gölgede 32 dereceyi gösteriyordu ama nem oranı %90’ın üzerine çıkmıştı. Koşu pistinin ve maraton güzergahının geçeceği toprak yollar, kavurucu güneşin altında adeta beyaz bir kireç çölünü andırıyordu.
Olimpiyat komitesinin başındaki isim, tıp dünyasının "deha" olarak kabul ettiği ancak sporcular için bir azrail olacak olan James Sullivan’dı. Sullivan, dönemin absürt bir tıbbi teorisine inanıyordu: “Yarış esnasında su içmek, sporcunun ciğerlerini kurutur ve kalbini durdurur.” Bu yüzden, 40 kilometrelik acımasız maraton rotası boyunca sadece tek bir su kuyusu açılmasına izin vermişti, o da yarışın tam ortasındaydı. Sullivan, bu yarışı insan dayanıklılığının sınırlarını zorlayacağı bilimsel bir "susuzluk deneyi" olarak görüyordu.
Başlangıç çizgisinde 32 yarışmacı yan yana geldi. Aralarında profesyonel atletler de vardı, hayatında hiç maraton koşmamış macera arayanlar da. En dikkat çekici isimlerden biri, Kübalı bir postacı olan Andarín Carvajal’di. Yarışa katılabilmek için Havana’dan New Orleans’a gelmiş, orada parasını kumarda kaybedince St. Louis’e kadar yürümüştü. Üzerinde spor kıyafeti bile yoktu; uzun bir sokak pantolonu, kalın bir gömlek ve yürüyüş ayakkabılarıyla çizgiye geçmişti. Bir diğer atlet, Amerikalı Fred Lorz ise sıcaktan kavrulan yüzünü silerek yanındaki şoföre fısıldadı: "Eğer bayılacak gibi olursam beni arabaya al."
BÖLÜM 2: Toz Bulutu ve Fare Zehri Reçetesi
Yarışın başlamasıyla birlikte, St. Louis’in engebeli yollarında tam bir can pazarı kuruldu. Güzergah, asfaltsız, taşlık ve dik yokuşlardan oluşuyordu. Üstelik yarışmacıların önünden ve arkasından giden hakem arabaları ile basın at arabaları, havaya o kadar yoğun bir toz bulutu kaldırıyordu ki atletler nefes almakta zorlanıyor, akciğerleri kalker tozuyla doluyordu. İlk 10 kilometrede yedi atlet, kan kusarak yol kenarına yığıldı.
Bu cehennemin ortasında, İngiliz asıllı Amerikalı atlet Thomas Hicks, liderliği ele geçirmek için çabalıyordu. Ancak 20. kilometreye geldiğinde Hicks’in bedeni tamamen iflasın eşiğine geldi. Gözleri kararıyor, bacakları onu taşımıyordu. Yol kenarındaki antrenörlerine yalvardı: "Bana su verin, ölüyorum!"
Antrenörleri Sullivan’ın yasağı yüzünden ona su vermediler. Bunun yerine, spor tarihinin en ölümcül ve en tuhaf doping reçetesini hazırladılar. Hicks’in ağzını zorla açarak içeriye küçük bir doz ‘strychnine’ (fare zehri) ve bir kadeh konyak karışımı döktüler. Fare zehri, küçük dozlarda merkezi sinir sistemini kırbaçlayan bir uyarıcı işlevi görüyordu.
Hicks, aldığı bu kimyasal şokla gözlerini devirdi, kasları istemsizce kasıldı ve bir zombi gibi, nereye gittiğini bilmeden, ayaklarını mekanik bir şekilde ileri fırlatarak koşmaya devam etti. Hayatta kalma mücadelesi, kimyasal bir deliliğe dönüşmüştü.
BÖLÜM 3: Çürük Elmalar ve Vahşi Köpekler
Yarışın arka sıralarında ise tam bir kara mizah filmi oynanıyordu. Kübalı postacı Carvajal, susuzluktan kavrulan boğazını rahatlatmak için yol kenarındaki bir seyircinin elindeki şeftalileri kapıp yemiş, ardından yolun kenarındaki bir elma ağacına tırmanmıştı. Ancak elmalar çürüktü. Carvajal’in midesi feci şekilde bozuldu. Kübalı, yarışın ortasında yol kenarındaki çimenlerin üzerine yatarak bir saat boyunca acı içinde kıvrandı ve ardından derin bir uykuya daldı.
Aynı esnada, Güney Afrika’dan fuar sergisi için getirilen ve yarışa dahil edilen Tswana kabilesi mensubu ‘Len Taunyane’ adındaki atlet, çok iyi bir dereceyle ilerliyordu. Ancak yarışın 25. kilometresinde, yol kenarındaki çiftliklerden fırlayan iki azgın sokak köpeği Taunyane’yi gözüne kestirdi. Zavallı atlet, bitiş çizgisine doğru değil, canını kurtarmak için ters yöne, tarlalara doğru koşmaya başladı. Köpekler onu tam bir mil boyunca kovaladı. Taunyane, yarış pistine geri döndüğünde çoktan rotadan sapmış ve saatler kaybetmişti.
Bu sırada Fred Lorz’un bacaklarına şiddetli kramplar girdi. Lorz, yarışı bıraktı ve arkadan gelen menajerinin arabasına bindi. Arabanın koltuğuna kurulup, yol kenarında can çekişen diğer atletlere el sallayarak, rüzgarın serinliğinde stadyuma doğru ilerlemeye başladı.
BÖLÜM 4: Stadyumdaki Sahte Kahraman
Olimpiyat Stadyumu’nda toplanan binlerce seyirci, saatlerdir sıcak altında bitiş çizgisini bekliyordu. Birden tünelden bir atlet fırladı: Fred Lorz! Tribünler ayağa kalktı, alkışlar ve tezahüratlar göğü inletti. Başkan Theodore Roosevelt’in kızı Alice Roosevelt, Lorz’un yanına gelerek onun başına defne yapraklarından bir taç taktı ve "Şampiyon" ilan etti. Fotoğrafçılar patlayan flaşlarla bu tarihi anı ölümsüzleştiriyordu.
Tam o sırada, toz toprak içinde, öfkeden deliye dönmüş bir hakem stadyuma daldı. Lorz’u işaret ederek bağırdı: "Bu adam bir sahtekar! Yolun 15 kilometresini arabayla geçti!"
Seyirciler buz kesti. Alice Roosevelt taktığı tacı geri alırken, Lorz pişkin bir tebessümle omuz silkti: "Ben sadece küçük bir şaka yapmak istemiştim. Ciddiye alacağınızı düşünmedim." Lorz ömür boyu men cezası alarak stadyumdan yuhalanarak çıkarıldı. Ancak asıl trajedi, gerçek liderin stadyuma yaklaşmasıyla başlayacaktı.
BÖLÜM 5: Zombinin Zaferi ve Ölümün Eşiği
Yarışın gerçek lideri Thomas Hicks, stadyum kapısına geldiğinde artık bir insan değil, yürüyen bir ölüydü. Antrenörleri ona yol boyunca iki doz daha fare zehri ve konyak vermişlerdi. Hicks, halüsinasyonlar görüyor, pistin bitiş çizgisinde değil, cehennemin kapısında olduğunu sanıyordu. Bacakları tamamen morarmıştı ve gözleri yuvalarında sabitlenmişti.
Stadyuma girdiğinde, kendi başına yürüyecek gücü kalmamıştı. İki antrenörü onun koltuk altlarına girdiler. Hicks’in ayakları havada asılı kalmıştı ama mekanik olarak hala koşma hareketi yapıyordu. Antrenörleri onu bu şekilde tutarak bitiş çizgisinden geçirdiler. Hakemler, bu korkunç manzaraya rağmen Hicks’i birinci ilan etti.
Hicks, madalyasını almak için podyuma bile çıkamadı. Hemen pistin kenarına kurulan acil durum çadırına taşındı. Dört doktor, saatlerce uğraşarak Hicks’in vücudundaki fare zehrini temizlemeye ve onu hayata döndürmeye çalıştı. Hicks, o gün 4 kilo kaybetmişti ve uyandığında nerede olduğunu, neyi kazandığını bile hatırlamıyordu.
Birkaç saat sonra, yol kenarında elma yiyip uyuyakalan Kübalı Carvajal, esneyerek stadyuma girdi ve yarışı dördüncü olarak bitirdi. Eğer uyumasaydı, muhtemelen olimpiyat şampiyonu olacaktı. Köpeklerden kaçan Taunyane ise tüm aksiliklere rağmen yarışı dokuzuncu bitirmeyi başarmıştı.
BÖLÜM 6: İnsanlığın En Absürt Anıtı
1904 St. Louis Maratonu, 32 atletten sadece 14’ünün bitiş çizgisine ulaşabildiği, tıp dünyasının ve spor ahlakının ayaklar altına alındığı bir felaket olarak tarihe geçti. James Sullivan’ın "susuzluk deneyi", neredeyse onlarca genç atletin ölümüyle sonuçlanacaktı. Olimpiyat komitesi, bu rezaletin ardından kuralları kökten değiştirmek zorunda kaldı; sporculara su verilmesi zorunlu hale getirildi ve doping testlerinin ilk temelleri bu absürt yarışın ardından atıldı.
St. Louis maratonu, resmi spor tarihlerinde bir başarı öyküsü olarak anlatılmaz. O, hırsın, bilimsel körlüğün ve organizasyon beceriksizliğinin insan bedenini nasıl bir sirke çevirebileceğini gösteren; trajedinin, komedinin ve absürtlüğün kırk kilometrelik o tozlu yolda harmanlandığı, modern olimpiyatların en karanlık, en komik ve en unutulmaz insanlık anıtı olarak kalmaya devam etti.
Mesut Hekimhan
Eğitimci Yazar
Bunu da oku

Gölgelerin Ordusu
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "GÖLGELERİN ORDUSU" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 27.07.2026

Çölün Yanan Sırrı: Hayber’de Son Osmanlı Fedaileri
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "Çölün Yanan Sırrı: Hayber’de Son Osmanlı Fedaileri" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net'te
Mesut Hekimhan · 20.07.2026

İstanbul Semalarında Bir Çarşaf
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "İSTANBUL SEMALARINDA BİR ÇARŞAF" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net'te
Mesut Hekimhan · 20.07.2026
Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.





