Hayatın Tatlaşması
Sesli Okuma

“Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” Hadisini çok duymuşsunuzdur. Bugünün dünyasında bu öğüdü en çok, onu unutmakta en usta olanlar, yani hepimiz duymaya ihtiyaç duyuyoruz. Bazen unutmak, hatırlamaktan çok daha tehlikelidir.
Geçen hafta telefonunun değişeceği bir haber belirdi, tanımadığım birinin vefat haberi, beş saniyede baktım, kaydırdım, Allah Rahmet eylesin diyerek geçtim. Ayrıca bir yemek tarifi, bir indirim kuponu, bir dergi haberi vesaire. Aynı ekranda, aynı parmakla devam edip gidiyor. Ölüm de artık bir özet gibi geliyor hayatımıza; titrer, birkaç saniye ekranda durur, sonra değişir değil mi?. Oysa bir zamanlar insanların sokakta cenaze arabası durur, başlarını eğer, bir dakikalığına da olsa kendi sonlarını hatırlarlardı. Şimdi duruyoruz. Çünkü durmayı unutmuştuk.
İslam düşüncelerinde asırlardır tekrarlanan bu hadis önceleri düşünüldüğünde karamsarlık hissettirebilir bu söz, sanki hayattan tat almak yasaklanıyormuş gibi. Ama ayrı ayrı kuralları tam tersini söylüyor aslında. Ölümü anımsatmak, hayatını gölgelemek için değil, ona gerçek değer kazandırmak için bir çağrıdır. Bir şeyin gerçek değerini ancak kaybettiğimiz anlarız.
İnsan zihninin kendi sonunu yapmaktan kaçtığı, bilinen bir gerçektir. Bu kaçış bazen işimize yarar, günlük hayatımızı sürdürmemizi sağlar. Ama fazlalık bizi tuhaf bir unutkanlığa sürükler: Sanki sonu gelene kadar devam etmiş gibi plan çözülür, kırgınlıkları uzun süre devam eder, "sonra söylerim" deyip sevdiklerimize söylemediğimiz sözleri biriktiririz. Ağır bir hastalıktan ortaya çıkan ya da yakınını kaybeden birinin hayata bakışının neden bu kadar değiştiğini merak ettiniz mi? Çünkü onlar, çoğumuzun teoride bildiğini ama pratikte unuttuğu bir şeyi bir anda ve çok net biçimde değiştirir: Zaman sınırlıdır.
Bugünün dünyasında ise tam tersi bir çaba içinde: Ölümü görülemez kılmaya çalışıyor. Hastaneler şehir mesafelerinden uzaklaştı, mezarlıklar yaşam boyunca taşındı, yaşlılar bakımevlerine devredildi. Kırışıklık içermeyen kremler sonsuza kadar genç kalma vaadiyle raflarda duruyor. Sosyal ortamlarda herkes gülümsüyor, herkes tatilde, herkes başarılı; sanki kimse yaşlanmıyor, kimse hastalanmıyor, kimse ölmüyor. Bu görünürlük bize huzur veriyormuş gibi hissettiriyor, aslında bizi daha kırılganlıktan ayrılıyoruz. Oysa ölüm gerçeğiyle hiç yüzleşmeyen bir insan, hayatın gerçek ağırlığını taşımayı da öğrenemiyor.
Peki, ölümü hatırlamanın gerçekten hiçbir yararı yok mu? Bence var. Hem de sandığımızdan çok daha fazla. Çok basit bir deney yapın. Bir dahaki sefere sevdiğin biriyle önemsiz bir tartışmanın içindeyken bir an dur ve kendine şunu sor: “Bu ikimizden biri yarın burada olmasa, bu tartışma gerçekten bu kadar önemli olur muydu?” Sanırım cevabı çoğu zaman hayır olur. İşte ölümün bize hatırlattığı şey tam da bu. Önemsizi küçültüyor, gerçekten önemli olanı büyütüyor. Kızgınlıkların yerini teşekkürlere bırakmasını sağlıyor. Ertelediğimiz özürleri, söylemeye fırsat bulamadığımız “seni seviyorum” ları ve sürekli “bir gün yaparım” diyerek ertelediğimiz şeyleri yeniden düşünmemize neden oluyor. Yani ölümü düşünmek, aslında hayatı daha doğru yaşamayı mı öğretiyor? Belki de mesele tam olarak bu. Ölümü hatırlamak, hayatın değerini azaltmıyor; aksine elimizdeki zamanın ne kadar kıymetli olduğunu gösteriyor.
Eski mezar taşlarında sık rastlanan bir gelenek var: Taşın üzerine, oradan geçen kişinin seslendiği ve hep aynı anlama gelen kısa bir söz kazınıyor. Sen de bir gün buradaydın, ben de bir gün senin yerinde olacağım. Bugün o mezarlıkların çoğu ya kayboldu ya da günün gürültüsünde unutuldu. Ama söylediği şeyler mevcut, hiç eskimeden duruyor
O yüzden belki de “Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” sözü sanıldığı kadar karamsar değil. Lezzetleri acılaştıran ölümü hatırlamak, hayatta kalmaktan uzaklaşmak değil, ona geri dönmek demek. Telefonu bir kenara bırakıp, karşımızdaki insanın dünyasını baştan sona görmek demektir. Belki de hayatı gerçekten yaşamanın tek yolu, onun bir gün biteceğini hiç unutmamaktan geçiyor. Vesselam
Bunu da oku

Hayatımızın Tercihi
Eğitimci Yazar Fethi Ahmet Öner’in kaleminden”HAYATIMIZIN TERCİHİ” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net ‘te
Fethi Ahmet Öner · 04.08.2026

Eskiyen Güzellikler
Eğitimci Yazar Fethi Ahmet Öner’in kaleminden”ESKİYEN GÜZELLİKLER” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net ‘te
Fethi Ahmet Öner · 29.07.2026

St. Louis Cehennemi "tarihin En Absürt Koşusu"
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "ST. LOUİS CEHENNEMİ "Tarihin En Absürt Koşusu" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 10.08.2026

Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.




