Kocatepe’de seher yazdı destân-ı zafer,
Dumlupınar oldu büyük meydân-ı zafer.
Yirmi altı Ağustos’tu, vakit henüz seherdi;
Topların gür sesi oldu ilk nişân-ı zafer.
Başkumandan ufka baktı, sustu dağlar bir an;
Mavi gözlerde tutuştu sarsılmaz îmân-ı zafer.
Fevzi Paşa’nın dehâsı, İsmet Paşa’nın sebâtı,
Başkumandan’la tamam oldu erkân-ı zafer.
Anasının duası, sevdiğinin mektubu,
Mehmetçiğin bağrında saklı fermân-ı zafer.
Kağnılarla karanlığı yaran adsız kadınlar,
Ordunun ardında gizli kahramân-ı zafer.
Otuz Ağustos günü Dumlupınar’ın bağrında
Bir millet verdi tarihe imtihân-ı zafer.
Yenilen yalnızca işgal ordusu değildi;
Korku, zillet, ümitsizlik oldu kurbân-ı zafer.
Sevr’in kara hükmü o meydanda fiilen çöktü;
Lozan’a güç taşıdı her bir nişân-ı zafer.
Sanma toprağa düşen canlar unutuldu gitti;
Her şehit bağrımızda bir gülistân-ı zafer.
Bir Eylül’de yükseldi: “İlk hedef Akdeniz’dir!”
Ege’ye doğru yürüdü coşkun ummân-ı zafer.
Dokuz Eylül’de İzmir sarıldı al bayrağa;
Körfezin sularına düştü nişân-ı zafer.
Ertesi yıl Cumhuriyet gül açtı bu yurtta;
Millet egemenliğiydi kutlu ihsân-ı zafer.
Zafer yalnız kazanılmakla tamam olmaz ey dost;
Onu korumaktır asıl imtihân-ı zafer.
Hekimhan, sanma ki tarih kuru bir defterdir;
Şehidin nabzıyla çarpar her beyân-ı zafer.
Eğitimci Yazar
Mesut Hekimhan






