Gölgesinde Büyüdüğümüz Çınarlar
Sesli Okuma

“Babalara Dair Bir Hatırlayış”
Bazı insanlar hayatımıza büyük cümlelerle girmez.
Onların sevgisi, gösterişli kelimelerle değil; sabahın ilk ışığında açılan dükkân kepenklerinde, karanlıkta çıkılan uzun yollarda, çocuklarının üşümemesi için omuzlarından çıkarıp verdikleri ceketlerde saklıdır.
İşte baba, çoğu zaman sevdiğini söylemek yerine seven; yorulduğunu anlatmak yerine susan; kendi eksiklerini çocuklarının geleceğine harç eden kişidir.
Çocukluk, bir insanın ilk kez dünyayı tanıdığı mevsimdir. O mevsimde baba, bazen bir dağın güveni, bazen bir ağacın gölgesi, bazen de fırtınalı gecelerde sığınılan bir limandır.
Çocuk, hayatın karmaşık yollarını önce babasının avuç içindeki çizgilerden okumayı öğrenir. Çünkü baba, yalnızca bir insan değil; aynı zamanda bir yön duygusudur.
Bir çocuğun hafızasında babalar çoğu zaman büyük olaylarla değil, küçük ayrıntılarla yer eder. Elinden tutuş biçimiyle, yürürken attığı adımların ritmiyle, sofrada ekmeği bölüşüyle, gece herkes uyuduktan sonra kapıları son kez kontrol edişiyle…
Çünkü sevgi, çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz.
Bazı babalar “Seni seviyorum.” demez. Ama en sevdiği lokmayı tabağınıza bırakır.
Bazıları sarılmayı bilmez; buna rağmen sizin düşeceğinizi hissettiği an, görünmez bir duvar gibi önünüzde durur.
Bazıları duygularını cümlelere dökemez; fakat bütün ömrünü, çocuklarının geleceğine yazılmış sessiz bir mektuba dönüştürür.
Belki de bu yüzden, büyüdükçe anlarız babalarımızı.
Çocukken yasak sandığımız şeylerin kaygıdan, sert bulduğumuz seslerin sevgiden, sessizliklerinin ise yorgunluktan doğduğunu yıllar sonra fark ederiz.
Bir gün babamızın yaşına geliriz.
O gün anlarız ki hayat, sandığımız kadar kolay değildir. Geçim derdi, gelecek kaygısı, sorumluluklar ve zamanın acımasız akışı arasında dimdik durmak, dışarıdan göründüğü kadar basit değildir.
İşte o zaman çocukluğumuzun güçlü adamlarının da korkuları olduğunu fark ederiz.
Ama onlar korkularını değil, umutlarını göstermeyi seçmişlerdir.
Çünkü babalık, çoğu zaman kendi yaralarını gizleyerek başkalarına güven vermektir.
Bir evin çatısını taşıyan kirişler görünmez.
İnsanlar duvarları, pencereleri, boyaları fark eder; ama o evi ayakta tutan şey, gözlerden uzak duran kirişlerdir.
Babalar da böyledir.
Onlar çoğu zaman alkışlanmaz, fark edilmez, teşekkür beklemezler. Varlıkları o kadar doğal kabul edilir ki eksiklikleri ancak yokluklarında hissedilir.
Ve insanın en ağır pişmanlıklarından biri, babasına söyleyemediği cümlelerdir.
Birlikte içilmeyen çaylar…
Ertelenen sohbetler…
“Daha sonra konuşuruz.” denilen akşamlar…
Oysa hayatın en büyük yanılgısı, zamanın bize sonsuzmuş gibi görünmesidir.
Babalar yaşlanır.
Saçlarına düşen her ak, çocuklarının büyüdüğü yılların sessiz tanığıdır. Ellerindeki çizgiler derinleşir, yürüyüşleri yavaşlar, sesleri biraz daha kısılır. Fakat çocuklarına duydukları sevgi, yıllara meydan okuyan bir nehir gibi akmaya devam eder.
Bir gün roller değişir.
Elinden tuttuğumuz insan, vaktiyle bizim elimizden tutan kişidir artık.
Ve o gün anlarız:
Hayat, bize en büyük derslerini okul sıralarında değil; babamızın suskunluğunda, sabrında ve mücadelesinde vermiştir.
Babalar, çocuklarına yalnızca bir soyadı bırakmazlar.
Bir duruş bırakırlar.
Bir vicdan bırakırlar.
Zorluk karşısında nasıl ayakta kalınacağını, insan olmanın ne demek olduğunu, verilen sözün neden önemli olduğunu öğretirler.
Belki de insan, babasının öğrettiklerini unutsa bile onun yaşayış biçimini içinde taşımaya devam eder.
Çünkü bazı insanlar öldükten sonra bile yaşamaya devam ederler.
Onların sesi, verdiği öğütlerde; bakışı, aynadaki yüzümüzde; emeği ise hayatımızın her köşesinde varlığını sürdürür.
Bugün Babalar Günü.
Hayatı boyunca sevgisini alın teriyle anlatan, ailesinin yükünü omuzlarında taşıyan, çocuklarının mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyan bütün babaların günü…
Yanımızda olan babalarımızın ellerini biraz daha sıkı tutalım.
Uzakta olanları arayalım.
Aramızdan ayrılanları ise dualarımızın en güzel yerinde yaşatalım.
Çünkü bazı insanlar, hayatımızdan gitseler bile gölgeleri üzerimizden hiç çekilmez.
Ve insan, hangi yaşa gelirse gelsin, içinde hep babasının evladı olarak kalır.
Bugün, çocukluğumuzun sessiz kahramanlarına teşekkür etme günüdür.
İyi ki vardınız.
İyi ki bir ömrü, fark edilmeden güzelleştirdiniz.
İyi ki baba oldunuz.
Babalar Günü, takvimlerin üzerinde küçük bir kareye sığdırılmış olsa da bir ömrün omuzlarında taşınan sessiz kahramanlıkların hatırlanışıdır.
Kimi zaman bir nasihat cümlesinde, kimi zaman nasırlı bir elde, kimi zaman da gece yarısı söylenmeden yapılan fedakârlıklarda gizlenen bir ömrün adıdır baba.
Mesut Hekimhan
Eğitimci Yazar
Bunu da oku

Milletin Sessiz Kalesi: Türkçe
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "MİLLETİN SESSİZ KALESİ: TÜRKÇE" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 10.06.2026

Mobbing
Esma Sülü'nün kaleminden"MOBBİNG" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Esma Sülü · 17.06.2026

Her Duyduğumuz Doğru Mu?
Eğitimci Yazar Fethi Ahmet Öner’in kaleminden”Her Duyduğumuz Doğru mu? ” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net ‘te
Fethi Ahmet Öner · 16.06.2026

Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.


