Tabiattan Kopukluk
Sesli Okuma

Şehir hayatında yaşayan biri olarak kendi kendime şu soruyu sormaktan vazgeçemiyorum: En son ne zaman gerçekten doğanın içinde vakit geçirdin? Sizlerin de bu soruyu kendinize sormanızı isterim.
Bir ağacın gölgesinde oturduğumuz, toprağa dokunduğumuz veya bir dere kenarında uzun süre yürüdüğümüz bir zamanı hatırlamak çoğu insan için zor olabilir. Çünkü modern hayatın büyük kısmı beton binaların arasında geçmektedir. Oysa insanın hikâyesi şehirlerde başlamadı. İnsan yüz binlerce yıl boyunca doğanın içinde yaşayan bir canlıydı. Ormanların, dağların, nehirlerin ve açık gökyüzünün içinde. Beynimiz, bedenimiz de bu çevreye uyum sağlayarak gelişti.
Bugün şehirde yaşayan bir çocuğu düşünün. Gününün büyük kısmını kapalı alanlarda geçiriyor. Okul, ev, kurs, alışveriş merkezi vb. Oyunlar çoğu zaman bir ekranın içinde gerçekleşiyor. Maalesef birçok çocuk toprağa dokunmadan büyüyor. Bir gün bir öğrencimle konuşurken bana şöyle demişti: “Hocam, ben hayatımda hiç yıldızları net görmedim.” Şehir ışıkları yüzünden gökyüzündeki yıldızların çoğu görünmez hale gelmişti. O cümleyi duyduğumda aslında modern hayatın doğayla aramızdaki mesafeyi ne kadar büyüttüğünü fark ettim.
Bilim insanları son yıllarda doğayla temasın insan psikolojisi üzerindeki etkisini araştırmaya başladı. Araştırmalar gösteriyor ki yeşil alanlarda vakit geçirmek stres seviyesini azaltıyor, dikkat süresini artırıyor ve insanların kendini daha iyi hissetmesini sağlıyor. Aslında bunu anlamak için bilimsel bir makale okumaya bile gerek yok. Bir dağ manzarasına baktığınızda veya bir ormanda yürüdüğünüzde hissettiğiniz o sakinliği çoğu insan bilir. Sanki zihnin içindeki gürültü biraz azalır.
Doğa aynı zamanda insana bir perspektif kazandırır. Bir dağın büyüklüğünü gördüğünüzde veya bir gökyüzünün genişliğine baktığınızda insan kendi hayatının telaşını biraz daha farklı bir yerden görmeye başlar. Doğadan kopmak sadece psikolojik bir mesele değildir. Aynı zamanda bir bakış açısı meselesidir. İnsan kendini doğanın dışında bir varlık olarak görmeye başladığında, doğayı sadece tüketilecek bir kaynak olarak görmeye başlar.Oysa insan ve doğa arasında görünmez bir bağ vardır. Bir ağacın büyümesi, bir kuşun gökyüzündeki hareketi, bir nehrin akışı gibi tabiat olayların hepsi insanın parçası olduğu büyük ekosistemin parçalarıdır.
Belki de doğaya yeniden dönmek sadece çevreyi korumak için değil, kendimizi yeniden hatırlamak için gereklidir. Çünkü doğayı kaybeden insan, aslında kendi hikâyesinin bir parçasını da kaybeder Vesselam.
Bunu da oku

Nisan’ın Etkisi
Eğitimci Yazar Fethi Ahmet Öner’in kaleminden”NİSAN’IN ETKİSİ” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net ‘te
Fethi Ahmet Öner · 08.04.2026

Zamanda Yolculuk Zamanı 27
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden" Zamanda Yolculuk Zamanı 27"Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 06.04.2026

Gülümseyen Fotoğrafların Ardındaki Sessizlik
ESMA SÜLÜ‘NÜN KALEMİNDEN”Gülümseyen Fotoğrafların Ardındaki Sessizlik”Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Esma Sülü · 01.04.2026

