Ömür dediğimiz şey, bir nefes alışıyla başlar ve o nefesin son kez verilişiyle sessizce nihayete erer. Doğumdan ölüme kadar uzanan bu çizgide, zamanın bize biçtiği pay ister asırlar gibi uzun, ister bir an kadar kısa olsun; bilinçli ya da bilinçsizce yüzlerce, binlerce insanla muhatap oluruz. Yollarımız kesişir, aynı sokakta adımlarımız çakışır, bazen hiç tanımadığımız bir ruhla aynı amaç ya da aynı telaş uğruna aynı mekânı paylaşırız.
Gündelik hayatın akışında yanımızdan hızla geçip giden insanların yüzlerine bakarız; fakat o yüzlerin ardındaki fırtınaları, içlerindeki sessiz çığlıkları, dertleri ya da büyüklü küçüklü sevinçleri hiçbir zaman tam olarak bilemeyiz. Aile mirası, imkânsızlıklar veya hayatın acımasız şartları nedeniyle bu dünya yolculuğuna daha ilk adımdan bir sıfır mağlup başlayan nice ruh vardır yanı başımızda. Kiminin yükü omzuna ağır gelir, kimi ise tebessümünün arkasında devasa bir kırgınlığı gizler. Bizlerse çoğu zaman bu hikâyelere teğet geçeriz.
Oysa dönüp baktığımızda, ortalama 60 yıllık bir insan ömrünün ne kadar kısa ve kırılgan olduğunu fark ederiz. Bu 60 senenin yaklaşık 15 yılı tecrübesiz çocukluk ve gençlikle geçer, bir 15 yılı yaşlılığın ve yorgunluğun gölgesindedir. Kalan 30 yılın neredeyse yarısı da gecenin karanlığında, uykuda eritilir. Elde kalan, bilinçle ve güçle yaşanabilecek toplasan topu 15 koskoca ama bir o kadar da kısacık yıl kalır.
İşte bu kısıtlı zaman
diliminde asıl mesele, kaç yıl yaşadığımız değil, o yıllara nasıl bir anlam yüklediğimizdir. Gelip geçerken bu hayat yolculuğunda, etrafımızdaki insanların yüreğine güzellik ve iyilikle dokunabilmeyi başarmaktır. Belki de hayatımız boyunca sadece bir tek kez göreceğimiz, adını dahi öğrenemeyeceğimiz bir yabancıyı küçücük bir nezaketle mutlu edebilmek, yüzünde samimi bir gülümsemeye sebep olabilmektir.
Unutmayalım, dünyadan bir gün hepimiz çekip gideceğiz. Fakat ardımızda bıraktığımız o samimi tebessümler, dokunduğumuz kalpler ve serptiğimiz iyilik tohumları bizi yaşamaya devam ettirecektir.
Ölünce de unutulmamanın, bu kısa ömür yolculuğunu anlamlı kılmanın tek yolu; insanlığın kalbinde güzel, silinmez ve sıcak bir iz bırakabilmektir.
Ne mutludur ki ölmeyen ölü olmak, ne mutludur ki ölünce iyilikle anılmak...





