Her Duyduğumuz Doğru Mu?
Sesli Okuma

Eskiden sık duyulan bir söz vardı: “Söylediğini ispatla hadi….”
Aslında bu söz günlük hayatın önemli bir kuralı olmalıdır. Çünkü insanlar bir şey söylediğinde, karşısındaki hemen sorardı: “Peki bunun dayanağı ne?”
Günümüzde durum biraz farklı. Bir mesaj geliyor, hemen paylaşıyoruz. Bir video görüyoruz, doğru kabul ediyoruz. Birisi bir iddia ortaya atıyor, birkaç dakika içinde binlerce kişi bunu konuşmaya başlıyor. Oysa konuşulan şeyin gerçekten doğru olup olmadığı çoğu zaman ikinci planda kalıyor.
Düşünün...
Bir arkadaşınız size gelip, “Mahalledeki market bütün ürünleri iki katına satıyor.” dese ne yaparsınız?
Muhtemelen hemen inanmazsınız. Fiyatlara bakmak ister, başka marketlerle karşılaştırırsınız. Belki fişi incelersiniz. Çünkü yalnızca söylenen söz yetmez; onu destekleyen bir şeyler görmek istersiniz.
İşte hayatın doğal akışı aslında tam da buna dayanıyor.
Önce bir iddia ortaya konur.Sonra bu iddiayı destekleyen kanıtlar aranır.Ardından eldeki bilgiler değerlendirilir ve bir sonuca ulaşılır.Bu yaklaşım yalnızca bilim insanlarının kullandığı bir yöntem değildir. Hepimizin her gün farkında olmadan yaptığı bir düşünme biçimidir.
Örneğin evde kaybolan bir anahtarı düşünelim.Anahtarı en son salonda gördüğünüzü hatırlıyorsunuz. Masanın üzerinde duran çay bardağı da orada oturduğunuzu gösteriyor. Cebiniz boş. Koltuğun yanında anahtarlığın bir parçası görünüyor.Bütün bu küçük işaretler sizi bir sonuca götürüyor.Yani tahmin yürütmüyor, elinizdeki ipuçlarını kullanıyorsunuz.
Aslında bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de bu.Çünkü bilgi çağında yaşıyoruz ama aynı zamanda bilgi kirliliğinin de ortasındayız. Sosyal medyada her gün sayısız iddia dolaşıyor. Kimi sağlıkla ilgili, kimi ekonomiyle ilgili, kimi eğitimle ilgili. Bir kısmı doğru olabilir, bir kısmı yanlış olabilir. Ancak önemli olan, duyduğumuz her şeyi hemen kabul etmek yerine kendimize şu soruyu sorabilmek:“Bunun kanıtı ne?”Belki de çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli alışkanlıklardan biri budur.Her söylenene inanmak yerine sorgulamalıyız. Her duyulana karşı çıkmak değil, dayanağını aramalıyız. Karşımızdaki konuşanı susturmaya çalışmak değil, düşüncesini hangi gerekçelerle savunduğunu anlamaya çalışmalıyız. Çünkü gerçek hayatta güçlü olan sesini en çok yükselten değil, sözünü dayandırabildiği delilleri olan kişidir.
Bir ağacın kökleri ne kadar sağlamsa rüzgâra karşı o kadar dirençlidir. Düşünceler de böyledir. Kanıtlarla beslenen fikirler ayakta kalır; yalnızca söylentilere dayananlar ise ilk güçlü rüzgârda savrulur gider.Belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur:Bir şeylere inanırken gerçekten neye dayanıyoruz? Başkalarının söylediklerine mi, yoksa gördüğümüz, araştırdığımız ve değerlendirdiğimiz kanıtlara mı?
Çünkü doğruyu bulma yolculuğu, çoğu zaman bir iddiayı duymakla değil, o iddianın arkasındaki delilleri aramakla başlar. Vesselam.
Fethi Ahmet ÖNER
Eğitimci, araştırmacı ve yazar
Bunu da oku

İmtihan Ayı Haziran
Eğitimci Yazar Fethi Ahmet Öner’in kaleminden "İMTİHAN AYI HAZİRAN" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Fethi Ahmet Öner · 09.06.2026

İddianız Olsun!
Gazeteci-Yazar Ömer Faruk Kotay’ın kaleminden “İddianız Olsun!” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Ömer Faruk Kotay · 14.06.2026

Milletin Sessiz Kalesi: Türkçe
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "MİLLETİN SESSİZ KALESİ: TÜRKÇE" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 10.06.2026

Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.


