Niye Yorgunuz?
Sesli Okuma

Hiç fark ettiniz mi? İnsanlar eski zamanlarda daha az teknolojiye sahipti ama sanki daha az yorgundu. Bugün ise hayatımızı kolaylaştırması için üretilmiş sayısız teknolojiye sahibiz; buna rağmen çoğumuz sürekli yorgunum, zamanım yok diyoruz. Sabah uyanıyoruz, çayımızı, kahvemizi içiyoruz ama zihnimiz çoktan yorulmuş gibi hissediyoruz. Peki zamane insanı gerçekten neden bu kadar yorgun?
Aslında mesele sadece fiziksel yorgunluk değil. Bu, daha çok zihinsel bir yorgunluk. Gün içinde beynimize ulaşan bilgi miktarı, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar fazla. Telefonumuzdan gelen bildirimler, sosyal medya akışı, haberler, e-postalar vs. Beynimiz neredeyse hiç durmadan yeni bir uyaranla karşılaşıyor. Beyin dediğimiz organ aslında sınırsız bir dikkat kapasitesine sahip değil. Nörologlar, beynin sürekli bölünen dikkat karşısında hızla yorulduğunu söylüyor [1]. Bir iş yaparken telefona bakmak, ardından başka bir işe geçmek, sonra tekrar geri dönmek vesair… Bu süreç beynin sürekli vites değiştirmesine benziyor ve her vites değişimi zihinsel enerji tüketiyor.
Bir başka sorun ise yaşam hızımız. Son zamanlar dünya hız üzerine kurulmuş bir yaşam şekline dönüşmüş halde. Daha hızlı öğrenmek, daha hızlı çalışmak, daha hızlı tüketmek, daha hızlı para kazanmak, daha hızlı sonuca ulaşmak vb durumlarla karşı karşıyayız. Neden bu kadar hızlı gidiyoruz acelemiz ne 😊. Ama insan zihni bir makine değildir. Düşünmek için zamana, sessizliğe ve bazen de boşluğa ihtiyaç duyar. Oysa biz çoğu zaman zihnimizi hiç dinlendirmiyoruz. Eskiden insanlar yürürken sadece yürürdü. Şimdi ise yürürken telefonumuza bakıyoruz. Yemek yerken bile telefonlara bakıyor ve zihnimizi başka yerlere götürüyoruz. Aslında bedenimiz burada ama zihnimiz sürekli başka bir yerde dolaşıyor. Bu durum beynin dinlenmesine izin vermiyor.
Bir de karşılaştırma meselesi var. Sosyal medya, insanları sürekli başkalarının hayatıyla karşılaştırmaya itiyor. Bir başkasının başarısı, bir başkasının mutluluğu, bir başkasının tatili, bir başkasının sağlığı gibi. Burada kibirli ve kıskanç insanları düşündüğümüzde hayatlarıyla karşılaştırmalar dahada fazlalaşmaktadır. Dolayısıyla zihin sürekli kendini kıyaslıyor ve bu da görünmeyen ama ağır bir zihinsel yük oluşturuyor.
Oysa insan zihni doğası gereği daha sade bir ritimde çalışması daha verimlidir. Doğada yürümek, sessizce düşünmek, bir işle uzun süre meşgul olmak ne kadar rahatlatıcı durumlar. Bunlar beynin doğal çalışma biçimine daha uygun bence.
Belki de modern insanın en büyük ihtiyacı biraz yavaşlamak. Bazen telefonu kenara bırakmak, bazen sessizce düşünmek, bazen de hiçbir şey yapmamak. Çünkü zihnin de dinlenmeye ihtiyacı var. Ve bazen en verimli düşünceler, tam da o sessiz anlarda ortaya çıkıyor. Vesselam
Bunu da oku

Ömer Faruk Kotay'la Akşam Sohbeti Afiş
Ömer Faruk Kotay'la Akşam Sohbeti Afiş
Ömer Faruk Kotay · 04.05.2026

Neredesin Sen?!
Gazeteci-Yazar Ömer Faruk Kotay’ın kaleminden “NEREDESİN SEN?!” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Ömer Faruk Kotay · 30.04.2026

Yazar Aysel Şen Fındık 8. Kayseri Kitap Fuarı’nda
YAZAR AYSEL ŞEN FINDIK 8. KAYSERİ KİTAP
Ömer Faruk Kotay · 23.04.2026

