Bir İşten Ötekine Koşarken: Kaçırdığımız "an"ın Peşinde...
Sesli Okuma

Günün hangi saatinde olursak olalım, zihnimizde hep bir sonraki hamlenin planı var. Kahvaltımızı ederken günün ilk toplantısını düşünüyoruz; toplantıdayken akşam yetiştirmemiz gereken işleri, yoldayken evde bizi bekleyen sorumlulukları... Bir işten ötekine koşarken fark etmeden "an" kavramını kaybettik.
Peki, nereye yetişiyoruz? Nereye yetişmeye çalışıyoruz? Ve daha da önemlisi, yetişmeye çalışırken arkamızda bıraktığımız şeyler neler?
Modern dünya bizden sürekli "verimli" olmamızı bekliyor. Ajandalarımız dolup taşıyor, yapılacaklar listelerimizin üzeri çizildikçe yenileri ekleniyor. Ancak yapmayı unuttuğumuz en temel şey, sadece "olmak".
Bir işi bitirip diğerine geçerken verdiğimiz o kısacık molada bile zihnimizi dinlendirmek yerine telefon ekranlarına sığınıyoruz. Zihnimiz hiçbir zaman boş kalmıyor, durmuyor, nefes almıyor. Sonucunda ise gün bittiğinde elimizde koca bir "yapılanlar listesi" oluyor ama geriye dönüp baktığımızda hissettiğimiz şey koca bir boşluktan ibaret kalıyor.
> Zamanı kontrol etmeye çalışırken, zamanın bizi teğet geçmesine izin veriyoruz.
Bir çiçeğin kokusunu almadan yanından geçip gitmek, bir dostun anlattıklarını dinlerken zihnen başka bir yerde olmak, yediğimiz yemeğin tadını almadan hızlıca yutmak, uçsuz bucaksız dağların manzarasına bakarken görmemek... Bunların hepsi otomatik pilotta yaşadığımızın kanıtı.
Oysa "an", yalnızca fiziksel olarak bulunduğumuz yerde zihnen de var olabildiğimizde gerçeklik kazanır. Bedenimiz bir mekândayken zihnimiz sürekli geçmişin muhasebesinde ya da geleceğin kaygısındaysa, biz aslında orada hiç var olmamışız demektir.
"Anı yaşamak" derken klişe bir tasasızlık önerisinden bahsetmiyorum. Aksine, hayatın yükünü taşırken bile o yükün altında ezilmeden, yaşadığımız deneyimin farkında olmaktan bahsediyorum.
Bu farkındalık bir seçimdir, bindiğiniz otobüste, yürüdüğünüz yolda veya içtiğiniz kahvede sadece "orada" olmayı deneyin.
Bir işten diğerine geçmeden önce kendinize birkaç saniyelik derin bir nefes alma hakkı tanıyın. Zihninize "O iş bitti, şimdi buradayım" mesajını verin.
Hayat, yapılacaklar listesindeki maddeleri tamamlamaktan ibaret bir görev simülasyonu değil. Yaşamak, o maddelerin arasındaki boşluklarda, aldığımız nefeste ve hissettiğimiz duygularda gizli.
Bugün bir anlığına durun. Koşmayı kesin ve kendinize sorun: Şu an gerçekten neredeyim? Cevabı düşünürken, anı yaşamayı, hissetmeyi ihmal etmeyin.
Sağlıcakla kalın.
Bunu da oku

Eskiyen Güzellikler
Eğitimci Yazar Fethi Ahmet Öner’in kaleminden”ESKİYEN GÜZELLİKLER” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net ‘te
Fethi Ahmet Öner · 29.07.2026

Gölgelerin Ordusu
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "GÖLGELERİN ORDUSU" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 27.07.2026

Tatilim Geldi…
Gazeteci-Yazar Ömer Faruk Kotay’ın kaleminden “TATİLİM GELDİ...” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Ömer Faruk Kotay · 22.07.2026

Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.




