Bir Yarışın Gölgesindeki Çocuklar
Sesli Okuma

Bir çocuğun sınavda yaptığı birkaç yanlış, onun değerini eksiltmez. Ama ne yazık ki bazı anne babalar, çocuklarının başarılarını kendi gururlarının, kendi hırslarının ve toplumdaki itibarlarının bir göstergesi gibi görüyor. Bu yüzden de bir yanlışta öfkeleniyor, birkaç eksikte sevgilerini şartlara bağlı hale getiriyorlar. Oysa bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey, kusursuz olmak değil; hata yaptığında bile sevildiğini bilmektir.
Sosyal medyada bir annenin, çocuğunu LGS’de yaptığı beş yanlış yüzünden herkesin gözü önünde aşağılayıp hakaret ettiğini gördüm. Bir anne, evladının gururunu kırarken, onu milyonların önünde küçük düşürürken belki kendince disiplin uyguladığını zannediyordu. Oysa yaptığı şey, sadece bir çocuğun kalbinde yıllarca kapanmayacak yaralar açmaktı.
Çocuklar anne babalarının sözlerini unutabilirler, ama hissettirdiklerini asla unutmazlar.
İşte bu yüzden çocuk sahibi olmanın ehliyeti olmalı.
Sürekli aşağılanan bir çocuk ya kendisini değersiz hissederek içine kapanır, ya da büyüdüğünde gördüğü muameleyi başkalarına uygulamaya başlar. Çünkü insanlar çoğu zaman sevgiyi değil, kendilerine öğretilen davranış biçimlerini miras bırakırlar. Bugün aşağılanan bir çocuk, yarın eşini aşağılayabilir, kendi çocuklarına aynı acıyı yaşatabilir. Böylece bir kişinin yaptığı hata, nesilden nesile aktarılan bir yaraya dönüşür.
Bu yüzden çocuk sahibi olmak sadece biyolojik bir mesele değildir. Dünyaya bir insan getirmek, büyük bir sorumluluk üstlenmektir. Çocuklar anne babalarına gelmek için başvurmazlar; dünyaya gelmeyi seçen onlar değildir. Bu seçim, tamamen ebeveynlere aittir. Hal böyleyken, "Senin için şunu yaptık, bunu yaptık." diyerek kendi tercihleri sonucu üstlendikleri sorumlulukları çocuğun omuzlarına yüklemek, fedakârlık değil, vicdansızlıktır. Çünkü anne babalık, yapılanların hesabını çıkarmak değil; karşılık beklemeden sevebilmektir.
Bir çocuğa pahalı kıyafetler almak, en iyi okullara göndermek, cebine para koymak ona güzel bir hayat vermek anlamına gelmez. Güzel bir hayat; sevildiğini hissettiği, düşüncelerinin önemsendiği, hata yaptığında aşağılanmadığı, korkuyla değil güvenle büyüdüğü bir ortamdır.
İnsan yoksullukla mücadele edebilir, eski kıyafetlerle yaşayabilir, birçok maddi eksikliği zamanla telafi edebilir. Ama sevgisizlik, küçümsenme ve psikolojik şiddet, insanın ruhuna saplanan bir hançer gibidir; izi yıllar geçse de kolay kolay silinmez.
Ama, bu da yoksulsanız ble seviyorsanız çocuk sahibi olun demek değildir. Kimse bakamayacağı çocuğu dünyaya getirmemelidir.
Unutulmamalıdır ki sınavlar çocukların karakterini, insanlığını veya gelecekteki değerini ölçmez. Bir sınavdan alınan puan, sadece belirli bir günde, belirli sorular karşısında verilen cevapların sonucudur. Bir insanın değeri ise birkaç rakamla ölçülemez.
Belki de çocuklara öğretmemiz gereken ilk şey başarılı olmak değil, insan olmaktır. Aynı şekilde anne babalara da öğretilmesi gereken ilk şey, çocuk yetiştirmenin bir başarı yarışı değil, bir insanın ruhuna emanetçi olmak olduğudur.
Çünkü bir çocuk, kırılarak büyümemeli.
Bir çocuk, korkuyla değil sevgiyle yetişmeli.
Ve hiçbir anne baba, kendi hırslarını evladının omuzlarına yükleyecek kadar bencil olmamalıdır.
Zira çocuklar, anne babalarının hayallerini gerçekleştirmek için değil; kendi hayatlarını yaşayabilmek için dünyaya gelirler.
Sevgili ebeveynler: Çocuklar, bir yarışın içine sürülmüş atlar değildir. Onlar, anne babalarının eksik kalmış hayallerini tamamlamak, başkalarının çocuklarıyla kıyaslanmak ya da ailelerinin gurur kaynağı olmak için dünyaya gelmezler.
Ne yazık ki günümüzde birçok çocuk, daha küçücük yaşlardan itibaren sürekli bir yarışın içine itiliyor. Deneme sınavları, puanlar, sıralamalar, kıyaslamalar… Sanki hayatın tek amacı birilerini geçmekmiş gibi. Oysa çocuklar nefes alan, hisseden, hayal kuran insanlardır; madalya kazanmak için yetiştirilen yarış atları değil.
Bir yarış atı yorulduğunda kamçı vurulur, daha hızlı koşması beklenir. Bugün birçok çocuk da aynı muameleye maruz kalıyor. Başarısı yeterli görülmüyor, yaptığı doğrular unutuluyor, birkaç yanlış yüzünden azarlanıyor. Daha iyisi, daha fazlası, daha yükseği isteniyor. Çocuğun ne hissettiği, ne istediği, neye yeteneği olduğu ise çoğu zaman kimsenin umurunda olmuyor.
Oysa her çocuğun bir kapasitesi, bir ilgisi, bir yeteneği vardır. Kimisi matematikte başarılıdır, kimisi müzikte, kimisi sporda, kimisi insanlarla kurduğu güzel ilişkilerde… Ama ne yazık ki bazı ebeveynler, yalnızca kendi belirledikleri başarı kalıbına uyan çocukları değerli görüyorlar. Böylece çocuklar, "Başarılı olursam sevilirim, hata yaparsam değersizim." düşüncesiyle büyüyorlar.
Bir çocuğa bırakılabilecek en ağır yük, sevgiyi başarıya bağlamaktır.
Çünkü şartlı sevgi, sevgi değildir.
Çocuk, eve doksan sekiz alarak da geldiğinde, elli alarak da geldiğinde aynı sıcaklığı hissedebilmelidir. Hata yaptığında korkacağı ilk kişiler anne babası olmamalıdır. Çünkü dünyada insanın sığınacağı ilk liman ailesidir. Limanın görevi fırtına çıkarmak değil, fırtınadan korumaktır.
Bir gün bu çocuklar büyüyecekler. Aldıkları puanlar unutulacak, sınav sonuçları eski dosyaların arasında kaybolacak. Ama annelerinin ve babalarının onlara hissettirdikleri, belki ömür boyu zihinlerinden silinmeyecek.
Belki bir gün çok başarılı olacaklar, ama içlerinde hâlâ "Yeterince iyi değilim." korkusuyla yaşayacaklar.
Belki de hiçbir zaman kendilerini sevmeyi öğrenemeyecekler.
Ve işte o zaman insanlar, çocuklarına kazandırdıkları diplomalarla değil, kaybettirdikleri huzurla yüzleşmek zorunda kalacaklar.
Çünkü çocuk yetiştirmek, kumarbazına para kazandıracakbir yarış atına kupon hazırlamak değildir.
Çocuk yetiştirmek, bir insanın kalbine dokunmaktır.
Ve bir insanın kalbini kırmak, onu başarılı yapmaz.
Sadece yaralar.
Bunu da oku

Mobbing
Esma Sülü'nün kaleminden"MOBBİNG" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Esma Sülü · 17.06.2026

Durdurun Dünyayı, İnecek Var!!
Gazeteci-Yazar Ömer Faruk Kotay’ın kaleminden “DURDURUN DÜNYAYI, İNECEK VAR!!” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Ömer Faruk Kotay · 24.06.2026

Gölgesinde Büyüdüğümüz Çınarlar
Eğitimci Yazar Mesut Hekimhan'ın kaleminden "Gölgesinde Büyüdüğümüz Çınarlar" Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Mesut Hekimhan · 22.06.2026

Okur Geri Bildirimi
Bu yazı işinize yaradı mı?
Kısa geri bildiriminiz editoryal yönü güçlendirir ve benzer içerikleri daha görünür kılmamıza yardımcı olur.
Bülten
Yeni yazılarımızdan haberdar olmak için abone olun.



