Vitrin Çalışkanlığı
Sesli Okuma

Günümüzde en çok karşılaştığımız görüntü şudur: Herkes çok meşgul. Herkes koşturuyor. Herkesin ajandası dolu, telefonu susmuyor, toplantıları bitmiyor. 24 saat yetmiyor. Ama garip bir şekilde ortada somut bir iş, elle tutulur bir sonuç da görünmüyor. Bir tür yeni insan profiliyle karşı karşıyayız: Meşgul görünen ama üretmeyen insanlar.
Bu insanlar genelde sürekli konuşur. Planlardan, projelerden, fikirlerden bahsederler. Toplantıdan toplantıya koşarlar, uzun uzun anlatırlar ama iş sonuca gelince ortam sessizleşir. Hep bir hazırlık vardır ama uygulama yoktur. Hep bir niyet vardır ama emek eksiktir. Oysa meşgul olmakla üretken olmak aynı şey değildir. Meşguliyet görüntüdür; üretkenlik ise iz bırakır. Biri gürültülüdür, diğeri sessiz. Gerçek emek çoğu zaman reklam istemez; kendi kendini gösterir.
Günümüz iş hayatında bu sahneler tanıdıktır. Saatler süren toplantılar yapılır, slaytlar hazırlanır, herkes konuşur. Toplantı biter, herkes dağılır ama değişen hiçbir şey yoktur. Bir ay sonra aynı sorunlar, aynı cümlelerle tekrar masaya gelir. Süreç vardır, ilerleme yoktur. Bu durumun arkasında çoğu zaman bireysel zaaflar yatar. Gösteriş ihtiyacı, onay arayışı, çalışkan görünme telaşı, ön planda olma hevesi, reklamının yapılma arzusu hedefleri arasındadır. Bazıları için iş yapmak değil, iş yapıyor gibi görünmek daha önemlidir. Çünkü görünür olmak, sorumluluk almaktan daha kolaydır. Sosyal hayatımızda da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Herkes çok yoğun olduğunu söyler ama kimse kimseye gerçek anlamda vakit ayıramaz. Çünkü yoğunluk bazen bir kaçma, erteleme mekanizmasıdır: Üretmemeyi, ertelemeyi, yüzleşmemeyi gizleyen bir perde konumunda. Oysa asıl hedef gösteriş yapmadan sonuca odaklanılmalıdır. Kendi reklamını yapmaz; yaptığı işi konuşur. En çok çalışanlar genellikle en az anlatanlardır. Çünkü vakitleri anlatmaya değil, üretmeye gider. İbadetlerimizde gösteriş yapılmamasında bile kesin hüküm vardır. İbadetlerde alkış, seyirci ve vitrin yoktur, görülmek için değil, Allah rızası için yapılır.
Bu yazım birilerini suçlamak ya da mesaj vermek için değil, başta kendi nefsim olmak üzere hepimize ayna tutmak için yazdığımı belirtmek isterim. Belki de kendimize şu soruları sormalıyız: Gerçekten mi çok yoğunum, yoksa sadece öyle mi görünüyorum? Bugün ne ürettim, neyi tamamladım, neyi bitirdim?
Çünkü sonunda insanlar ne kadar meşgul olduğumuzu değil ne ortaya koyduğumuzu hatırlar. Gürültü unutulur; iz kalır ve gerçek değer, sessizce yapılan işlerin içinde saklıdır. Vesselam.
Bunu da oku

Sessiz Bir Gerçek
ESMA SÜLÜ‘NÜN KALEMİNDEN”Sessiz Bir Gerçek”Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Esma Sülü · 21.02.2026

İki Satır…
Gazeteci-Yazar Ömer Faruk Kotay’ın kaleminden “İKİ SATIR...” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Ömer Faruk Kotay · 20.02.2026

Duvarda Asılılar
Zuhal Terlikli’nin kaleminden “DUVARDA ASILILAR” Hayatın Engelsiz Tarafı www.hayattan.net’te
Zuhal Terlikli · 19.02.2026

