Her zaman söylerim: Atalarımız bir gün oturup “Bugün toplanalım da güzel bir söz yazalım.” dememişler. Onlar yaşamış, deneyimlemiş, gözlemlemiş ve yaşadıklarından görerek bizlere aktarmışlar.
“Yaşattığını yaşamadan ölmezsin.” sözü de boşuna söylenmemiş. İnsanlar, başkalarına yaşattıkları iyi ya da kötü duyguların benzerlerini hayatlarının bir döneminde deneyimledikleri için bu söz ortaya çıkmış.
Karma, insanın bir başkasına ya da herhangi bir canlıya nasıl davrandığında, hatta bazen zihninden geçirdiği düşüncelerde bile kendini gösteren bir yaşam döngüsüdür. Birinin canını yaktıysan, duygularını incittiysen ya da bir canlıya küçücük de olsa bir acı yaşattıysan, bunun karşılığını mutlaka aynı kişiden, aynı olayla ya da aynı şekilde alacağını düşünme. Karma, her zaman yaşattığını birebir yaşamak değildir. Bazen başka bir insanın davranışında, bazen hiç beklemediğin bir olayda, bazen de en savunmasız hissettiğin anda karşına çıkar. Sana, bir zamanlar başkasına hissettirdiğin duyguların benzerini tattırır.
Bir kedinin mama kabına tekme attığında, senin yemek tabağına da bir gün aynı tekmenin geleceğini bekleme. Belki de bir gün, en çok ihtiyaç duyduğun anda birinin seni görmezden gelmesiyle o küçücük canlının çaresizliğini anlarsın. Belki birinin kalbini kırarsın, sonra bambaşka birinin sessizliğiyle kendi kırgınlığınla yüzleşirsin.
Hatta bazen yaşadığın bir ayrılığı, bir kaybı ya da hayatındaki bir hayal kırıklığını geçmişte yaptıklarınla ilişkilendirebilirsin. Ancak unutma, her acı bir ceza değildir ve yaşadığın her kötü olayın geçmişte yaptıklarının karşılığı olduğunu düşünmek de doğru değildir. Asıl mesele, yaşadıklarından ne öğrendiğindir.
Çünkü karma, yalnızca ne yaptığınla değil, geride nasıl bir iz bıraktığınla da ilgilidir. Ne yaşattığımız, ne yaşayacağımızla çoğu zaman doğru orantılıdır. Hayat, insanın davranışlarını farklı zamanlarda ve farklı biçimlerde karşısına çıkarabilir.
Bu yüzden bir insana dokunurken, bir canlıya yaklaşırken, bir kalbi kırarken iki kez düşün. Gücünü, savunmasız olana karşı kullanma. Birinin sessizliğini, kendini koruyamayışını ya da sana duyduğu güveni fırsata çevirme.
Güzel şeyler yaşamak istiyorsak, güzel davranmayı öğrenmeliyiz. İyilik yaparken karşılığını hemen beklememeli; ancak dünyaya bıraktığımız her davranışın, bir gün başka bir biçimde bize dönebileceğini unutmamalıyız.
Hayatın sana ne zaman, nerede ve nasıl bir karşılık sunacağını bilemezsin. Ama şunu unutma: Bugün başkasına yaşattığın bir duygunun, yarın senin hayatında bambaşka bir yüzle karşına çıkma ihtimali vardır.
Ne yaşattığına dikkat et. Çünkü bazen insan, başkasına verdiği yaranın ne kadar derin olduğunu ancak kendi kalbi acıdığında anlayabilir.






